3 Ocak 2017 Salı

GÜLHİSARLI TERZİLER

Gülhisarlı Terziler

"Nasıl geçindiklerinin pek bir önemi yoktu.Gülücük yiyor,gülücük içiyorlardı;hayal dünyasında para geçmiyordu."

"İnsanlar acılarını gülümseyerek hatırlamayı ne ara öğrenirler?Hemen mi? Çok sonradan mı,yaşlanınca mı?Artık bu soruların cevabını biliyorum sayılır.Her soruda,her hatırlayışta yeniden öğreniyoruz.Bu eğitim galiba hayatın sonuna kadar bitmiyor."

"Yaşadığım dünya çok fakirdi.Okuduğum dünyaysa çok zengindi. Zenginlikten parayı kastetmiyorum.İnsanların  içleri çok zengindi.Aklımdan geçirdiğim ama bir türlü konuşamadığm şeyleri açıkça konuşabiliyorlardı.Benim yaşadığım dünyada insanlar bir şey yaparlarken niye yaptıklarını kendilerine pek sormuyorlardı.Okuduğum kitaplardaysa herkes soru soruyordu.Soru sordukça içlerini ortaya döküyordu."

"Çok kitap okudum",demişti geçen hafta."Ama hayatta herhangi bir şeyi başarmak için mi okudum,yoksa başaramadığım için mi okudum,bilmiyorum.Benimkisi herhalde müzmin tembellik.Yapmaya,fiiliyatı gönlüm yokmuş;yalnızca düşünmeye ve hatta yalnızca anlamaya gönlüm varmış.Belki de,bilmiyorum,gücüm yokmuş.İnsan yapmalı mı,yoksa yalnızca düşünmeli mi?Bu nahiyede hepimiz harap oluyoruz;ne yapıyoruz ne de düşünüyordu.Ot gibi!Öküzün içinden geçiyoruz."

"Aşkın karikatürü",diye yazmıştı defterine."Birbirini sevmek zorunda kalan iki insan ancak bunu yaşayabilir."

"Sınırları aşmaz;muhabbetin ölçüsüne fazlasıyla dikkat eder.Bu yüzden,başkaları hayatına kolay kolay giremez.Sessizliğimiz çoğu zaman bu işe yarar;Uzaklıkları korumaya!"

"Kafamız yalnızca birbirimizi görünce çalışıyor.Ya kimseyi göremeseydik?Kimseye rastlamasaydık?Başkalarının yaşadıklarına şahit olmasaydık?Acı çektiklerini,sevindiklerini bilmeseydik?Yazacak hiçbir şey olmasaydı mesela!Hiç olsaydı;çok kısa olsaydı.Başkası diye bir kelime olmasaydı.Yalnızca ben'le idare etseydik.Başkası denen şey çoktan ölmüş olsaydı.Herhalde Tanrı'nın yaptığını yapardık;onu yeniden yaratırdık.Ama o yaşasın diye değil;onu yeniden öldürebilmek için."

31 Aralık 2016 Cumartesi

HAŞLANMIŞ HARİKALAR DİYARI VE DÜNYANIN SONU

Haşlanmış Harikalar Diyarı ve Dünyanın Sonu

"Beklentiler,hayal kırıklıklarını beraberinde getirebilir."

"Üzüntü herkes için aynıdır."

 "Bütünlük hiçliğe dönüşür.Bunu aklından hiç çıkarma.Başkalarından öğrendiklerini çok çabuk unutursun,ama kendi başına öğrendiklerin kalıcı olur.Ayakta durmanı sağlar.Gözünü açıp,kulak kesilip,kafanı çalıştırıp şehrin önüne koyacağı şeylerin anlamını idrak etmen gerekir.Yüreğin varsa,henüz varken çalıştır."

"İnsan eksikliklerini kendiliğinden gideremez.Eğilimleri yaklaşık olarak yirmi beş yaşına kadar katılaşır ve daha sonra ne kadar çabalarsa çabalasın karakterini değiştirmeyi başaramaz.Sorun dış dünyanın o eğilimlere ne şekilde tepki vereceğiyle sınırlıdır."

"Yaşam döngüsü hep aynıdır.Kurmak için uzun zaman harcanan şeylerin yıkılması için bir saniye bile yeterli olur."

"İnsan bir şeyleri başarmak istediğinde çok doğal olarak üç noktayı kavramalıdır.Ben bu ana kadar,ne kadar işi tamamlayabildim?Şu an hangi konumdayım?Bundan sonra ne yapmalıyım?İşte bunlar,temel sorulardır.Bu üç nokta elinden alınırsa,geriye korku,kendine güvensizlik ve bezginlik hissinden başka bir şey kalmaz."

"İnan" dedi kız."Bu an geçecek.Kötü şeyler üst üste gelebilir belki,ama bir an gelir mutlaka sona erer.Sonsuza kadar sürmez."

"İnsanoğlu uç sınırlara geldiğinde,açık ve kesin olan gerçeklik karşısında kendini korumak için tamamen hayalden ibaret olan bir manzarayı kafasının içinde resmetmeye çalışırmış."

"Devrimci eylemcilik bir meslek olarak kabul edilebilir mi acaba?Elbette devrim bir meslek değil.Fakat siyaset meslek olabiliyorsa eğer,devrim de bunun şekli değiştirmiş hali değil midir?Fakat bu soruların yanıtını net olarak veremiyordum."

"Aklımdan yüreğimi asla bırakamayacağımı geçiriyordum.Ne kadar ağır,bazen karanlık olsa bile,zamanı geldiğinde rüzgarla savrularak sonsuzluğa bakabiliyordu.Yüreğim şu küçücük akordeonun tınısı içine bile dalıp gitmesini sağlayabiliyordum."

"İki kişi aynı yatakta yatar,ama gözlerini kapattığında yalnızsındır."

"Adalet son derece sınırlı dünyalardan başka yerde geçerli olmayan bir kavramdır.Fakat bu kavram tüm seviyelere ulaşır.Salyangozdan,hırdavatçı tezgahına.evlilik yaşamına varana kadar her yere ulaşır.Hiç kimse öyle bir şeyi istememiş bile olsa benim ondan başka verebileceğim bir şey yoktu.O anlamda adalet aşk duygusuna benziyor.Verilmek istenenle alınmak istenen örtüşmüyor..."


17 Ekim 2016 Pazartesi

MEDİTASYON- KUTLAMA SANATI


Meditasyon - Kutlama Sanatı

 "Negatif anlamda zihin birçok şey yapabilir;pozitif anlamda,hiçbir şey.Pozitif her şey bir armağandır,pozitif her şey bir bir kutsamadır;sana gelir,negatif olan her şey senin yaptığın bir şeydir."

"Eğer seks çok cazipse bunun nedenlerinden biri tamamen hareketin içinde olduğunda,tamamen hareket ederken,tamamen canlıyken artık bir beden olmaktan çıkman,enerjiye dönüşmendir.Bu enerjiyi hissetmek daha ileri gidebilmen için şarttır."

"Senin nihai olasılığın süpermen olmak;insanlığın ötesine geçmek,insanı aşmak.O seni sürekli yukarı çeker."

 "... Çünkü insanı bir köleye dönüştürmek için basit bir mekanizma kullanılıyor.İnsana kendisini suçlu hissettirmeden onu bir köle yapamazsın.Suçluluk duygusu herkesi köleleştirmenin yöntemidir."

"Savaşa hazır olanlar hayatın keyfini çıkarmayanlardır.Eğer hayat güzelse herkesi kutsayabilirsin.Eğer hayatın zorluklar içindeyse,bir karmaşa ile öldürebilirsin,yok edici biri olabilirsin.Bu yüzden hippiler "Savaşma,seviş" derken haklılar.Eğer sevişirsen savaşmak olanaksız bir hale gelir.Ve eğer sevemezsen o zaman enerji başka bir yöne gider.Gitmek zorundadır.O zaman savaşlara doğru yönelir."

"Eğer tek başına sevgi dolu olamıyorsam,sadece sevdiğim bir insanlayken sevgi dolu olabiliyorsam, o zaman ben aslında olgun biri değilim demektir.O zaman ben sevecen olmak için bile birine bağımlıyım demektir; birinin var olması gerekir,ancak o zaman sevgi dolu olabilirim.O zaman bu sevecenlik sadece çok yüzeysel bir şey olur;benim doğam olamaz..."

"Öfkelenmek istediğin kişi olmadan öfkeli ol.Herhangi bir nedenin olmadan ağla;gülecek hiçbir şey yokken gül,sadece gül.O zaman tüm bu biriktirme işini fırlatıp atabilirsin.sadece atabilirsin.Ve bir kere yolu bildiğinde tüm geçmişin yükünden kurtulmuş olursun."

"Zaman uzayın dördüncü boyutudur,bir tür boşluktur.Zaman olmadan arzuların hareket edemez,bu yüzden her tür arzu zaman ve gelecek yaratır bu durumda aslında zaman değil varoluş olan mevcut anı erteleyebilirsin."

Kendi bedenine aşık olmak yanlış ya da narsis bir şey değil,İşin aslına bakarsan o ruhsallığa doğru atılan bir adım."

"Gözler iç dünyayı ifade eden şeylerdir."

"Seni sevdiğimde bana oldukça farklı gözükürsün;seni sevmediğimde tamamen farklı gözükürsün.Aynı olamazsın çünkü ben seni bir ekran olarak kullandım ve rüya gören zihnimi sana yansıttım."

"Gerginliğin olma nedeni senin maskelerle yaşıyor olman."

"Sen dışsal şeylerden ibaretsin,o yüzden giysiler çok anlamlı.Giysiler bir insanı güzel ya da çirkin yapıyor.Giysiler sayesinde saygı görüyor,giysiler yüzünden saygı görmüyor.Bir yargıcın giymesi gereken belli bir kıyafet var; anayasa mahkemesi yargıcı farklı bir cübbe giyiyor ve kimse neden diye sormuyor.O cübbe üzerindeyken o yüksek mahkeme üyesi,cübbe yokken hiç kimse değil... Aslında giysiler sadece giysi değildir; psikolojik olarak kadın ya da erkek cinsiyeti ile özdeşleştirilir.Giysilere bile cinsiyet atfeden nasıl bir zihniyete sahibiz!"

"Eğer bir kadın mücevherler takar,güzel giysiler giyerse onları fark eder,kadını unutursun.Bu saklanmak demek.Giysiler ifade edici değil,gizleyicilerdir.Ve mücevher ne kadar kıymetliyse o kadar derin bir şekilde gizlenebilirsin çünkü başka insanlar onunla daha fazla ilgilenecektir... Saklandığında güzel yüz bile çirkin olur."

"Herhangi bir tutumu takındığımız anda her zaman tam tersine erişiriz.İşte varoluşun derin diyalektiği budur.Beklenen asla gelmez;istenen şey asla elde edilemez;arzu asla yerine getirelmez.Ne kadar arzu edersen o kadar kaybedersin.Boyut ne olursa olsun fark etmez;kural aynı kalır.Eğer bir şeyi çok istersen istemekle onu kaybedersin."

"Bilinmez olan sayesinde yaşam bir anlam ifade eder.Herşey bilindiğinde her şey düz olur.Sıkılır,bırakırsın.Bilinmez olan sırdır;yaşamın kendisidir."

"Büyük cinayetler işleyen herkes,Hitler,Mussolini,bunların hepsi ölümden çok korkar.Onlar her zaman ölüm korkusu içindedir,bu yüzden bu ölüm fikrini başkalarına yansıtırlar.Bir başkasını öldürebilen biri kendisini ölümden daha kuvvetli olarak hisseder.Bir sihirli yöntem kullanarak,bir sihirli formül sayesinde,öldürebildiği için ölümü aştığına,başkalarına yapabildiği şeyin kendi başına gelmeyeceğine inanır.Bu ölümün bir yansımasıdır ama dönüp sana geri gelebilir.Eğer çok fazla insanı öldürürsen sonunda intihar edersin,bu yansıttığın şeyin sana geri dönmesidir."

"Sonra sana mutluluğu hissetmeni söylüyorum.Mutluluğu herhangi bir obje olmadan hiç hissetmedin;mutluluk diye bildiğin her şey bir şeyle ilgili.Herhangi bir şeyle ilgili olmayan bir mutluluk anını hiç hissetmedin.Birini sevebilirsin ve bu yüzden mutluluk hissedebilirsin ama obje o kişidir."

16 Eylül 2016 Cuma

KARA KİTAP



"Boğaz'ın sularının çekilmekte olduğunu fark ettiniz mi?Sanmıyorum.Bayram şenliğine çıkmış çocukların keyfi ve heyecanıyla birbirimizi öldürdüğümüz bugünlerde hangimiz bir şey okuyup dünyadan haberdar oluyor ki?"

"Korkutucu olan şey tıpkı yasaklanmış bir tarikatın sırları gibi, esrarın "ev kadını" denen o kimliksiz kişilerin hepsine bulaşması,ama onların böyle bir sırları, gizli törenleri,paylaştıkları bir suçları,sevinçleri ve tarihleri yokmuş gibi davranmaları,üstelik de bunu bir şey gizleme isteğiyle değil,bütün içtenlikleriyle yapmalarıydı."

"Babam insanımızın bir gün başkalarını taklit etmeyecek kadar mutlu olabileceğinden umudu kesmedi hiç!"

"Hiçbir şey hayat kadar şaşırtıcı olamaz" dedi gururla Saim,bu şaşkınlık ve sessizlik anında."Yazı hariç."

"- Polemiğe gir, ama karşındakinin canını yakabileceksen.
  - Polemiğe gir,ama patronu yanına çekebileceksen.
 -  Polemiğe gir ama paltonu yanına alabileceksen.
 - Az oku ama severek oku,çok ama sıkıntıyla okuyandan daha okumuş görünürsün.
 - Girgin ol, adam tanı ki,hatıran olsun da adam ölünce arkasından yazı yazarsın.
 - Sonra kelimesi zaten sanatı bilmeyen acemi yazarlar içindir.
 -Ama aşk nedir,bu konuda karar vermiş olmak gerekir.
 -Aşkı ara.
 -Aşkı sakla,çünkü sen yazarsın!
 -Aşk aramaktır.
 -Saklan ki bir sırrın olduğuna hükmetsinler.
 -Bir sırrın olduğunu sezdir ki kadınlar seni sevsinler.
 -Her kadın bir aynadır."

"Öğrendim artık: İnsanların çift yaratıldığını söyleyenler yanılıyorlar.Kimse kimseye benzemez."

"Hayat dertlerle doluydu,acılarla,biri bitince öbürü gelen,öbürüne alışırken bir yenisi bastıran ve yüzlerimizi birbirine benzeten derin acılarla.Birdenbire de gelseler, bu acıların çoktan beri yolda olduğunu biliyorduk biz,onlara kendimizi hazırlamıştık,ama gene de dert bir kabus gibi üzerimize çökünce bir tür yalnızlığa kapılıyorduk;başka insanlarla paylaştığımızı sandığımız zaman mutlu olacağımız umutsuz ve vazgeçilmez bir yalnızlık."

"Yıllardır,kendimi dışarıdan görürken kendime çekidüzen veriyordum.Kendimi dışarıdan görürken,"Evet,her şey yerli yerinde ," diyordum;kendimi dışarıdan görürken,"Yeterince benzemiyorum,"diyordum,"benzemek istediğim şeye yeterince benzemiyorum ya da "Benziyorum ama daha gayret etmeliyim," diyordum yıllardır ve sonradan yeniden kendimi dışarıdan görerek,"Evet,benzemek istediğim şeye benzedim sonunda!" diyordum mutlulukla,"Evet benzedim ve ben O oldum!" "Kimdi bu O?"

"Çok şey bildiğimiz sanıyor,ama hiçbir şey bilmiyorduk.
 Doğu Avrupa ve Amerika'daki Yahudilerin çoğunun Kafkaslar ve Volga arasında bin yıl önce hüküm süren Yahudi Hazar devleti ahalisinden geldiğini biliyorduk mesela.Hazarların aslında Yahudiliğe geçen Türkler olduğunu da biliyorduk.Ama bilmediğimiz şey,Yahudilerin Türk olması kadar.Türklerin de Yahudi olduğuydu.Kardeş olan bu iki kavmin,yirmi yüzyıl boyunca,göçlerle,birbirlerine kavuşmadan,ama hep birbirlerine teğet geçerek,gizli bir müziğin ritmiyle birbirleriyle dans eder gibi,birbirlerine mahkum umutsuz ikizler gibi dalgalanmalarını izlemek ne kadar,ne kadar ilginçti."

"Kimse Albertine'i tanımadığı,kimse Proust'u bilmediği için bu kadar sefil ve acıklı bizim ülkemiz,diye düşünürdü ihtiyar gazeteci."Bir gün Proust'u ve Albertine'i anlayacak birileri bu ülkede çıktığında,evet belki o zaman sokaklardaki bıyıklı ve yoksul insanlar daha iyi bir hayat yaşamaya başlayacaklar, belki o zaman,ilk kıskançlık anında birbirlerini bıçaklayacaklarına,Proust gibi sevgililerinin hayalini gözlerinin önünde nasıl canlandırdıkları üzerine hayale dalacaklardı."

 "Neşeli ya da hüzünlü ya da dalgın ya da düşünceli ya da kibar olmak istiyorsan,bu durumları tek tek bütün ayrıntılarıyla oynaman gerekiyordu yalnızca. Patricia Highsmith"

"Kendiniz olmakta güçlük çekiyor musunuz?"

"Severdim seni her zaman yürüdüğümüz sokaklarda,bir an sanki güneş o sabah batıdan doğmuş gibi yepyeni bir ışık ve yepyeni bir köşeyle karşılaştığımızda,sokakları değil,seni severdim."

"Kimse kendisi olamaz bu ülkede! Yenikler ve ezikler ülkesinde var olmak bir başkası olmaktır.Bir başkasıyım,o halde varım!"




27 Temmuz 2016 Çarşamba

İTİRAZIM VAR





"İnsan sadece suçluyken kaçmaz.Bazen suçlandığın için de kaçarsın.Ama bir kere kaçmaya başladıysan bir şeyleri de muhakkak kaçırırsın elinden; bazen gençliğini kaçırırsın,bazen geleceğini,bazen de aklını...Fakat işin en güzel tarafı da bundan sonra başlar,çünkü aklını kaybedince korkularından da kurtulursun.Bu da seni özgürleştirir.Çünkü sadece korkaklar kendi akıllarına güvenirler ve bütün korkaklar hakikatin esiridir.Oysa hakikat,akıl veya başka bir şeyle kavranılmaz.Hakikatin ancak parçası olunur.Bunun için kurtul!Geçmişinden,geleceğinden,aklından...Kainatta ne varsa şu anda olduğunu görmüyor musun?Sadece burada,sadece şimdi...Gözlerini kapa ve kalbini aç.Aklını da bırak gitsin."



24 Temmuz 2016 Pazar

MR.ROBOT



"Seçimlerimiz üzerinde kontrol sahibi olup olmadığımızı nasıl bileceğiz?Sadece önümüze gelen şeyin en iyisini yapmaya çalışıyoruz,olay bu.Sürekli iki seçenekten birini seçmeye çalışıyoruz.Tıpkı bekleme salonundaki iki tablo gibi ya da coca-cola ve pepsi.Mcdonal"s veya burger king,hyundai veya honda.Hepsi aynı bulanıklığın parçası.Odak dışında kalan bulanıklık.Seçimin yanılsaması.Kendi istediğimiz kablolu yayın,doğalgaz ve elektrik şirketini bile seçemiyoruz.İçtiğimiz su,sağlık sigortamız... Seçebilseydik bile fark eder miydi?Eğer tek seçim şansımız kılıç ve kalkan arasında oluyorsa,bu nasıl seçimdir...Aslında aynı değiller midir?Hayır, seçimlerimiz bizim için tayin edilmiş uzun zaman önce."

"İnsanlar iletişim kuramadıkları zaman öfkelenirler."

"İçinde yaşadığımız dünya bu.İnsanlar birbirlerinin hatalarına bel bağlıyorlar.Birbirlerini kandırmak için başkalarını kullanıyorlar.Hatta birbirleri ile ilişkili oluyorlar.Sıcak,dağınık bir insan çemberi."

"Dünya tehlikeli bir yer.Kötülük yapanlar yüzünden değil,görüp de hiçbir şey yapmayanlar yüzünden."

"İnsanları okumada çok iyiyimdir.İçlerindeki en kötü şeyi ararım."

"Toplumda beni bu kadar hayal kırıklığına uğratan şey ne?"Bilemiyorum.Hepimizin çocuk işçilerin sırtından milyarlar kazandığını bilmemize rağmen steve jobs"ın harika biri olduğuna inanmamız mı? ya da belki tüm kahramanlarımızın sahte olduğunu hissetmemiz midir?Dünyanın kendisi bile büyük bir aldatmaca.Birbirimizi fikir gibi maskelediğimiz saçmalıklarla doldurmaktan,sosyal medyada samimiyet taklidi yapmaktan başka ne yapıyoruz?Yoksa buna oy verdiğimiz için mi ?Hileli seçimlerimizden değil,mal mülk ve paramızdan bahsediyoruz.Yeni bir şey söylemiyorum.Bunu neden yaptığımızı biliyoruz."açlık oyunları" romanı bizi mutlu ettiği için değil,uyuşturulmuş olmak istiyoruz diye yapıyoruz.Çünkü bu gerçek bir acı,kendimizi kandırmayalım.Çünkü biz korkağız.Toplumu sikeyim."

"Bir adama bir silah verirsen bir bankayı soyabilir ama bir adama bir banka verirsen dünyayı soyar."

AYLAK ADAM

Aylak Adam

"Günlerin adı,sürelerince yaşanılan olayların değerine göre değişebilir."

"Belki de insanlar kendi kendilerini düşünmek,hayaller kurmak için yeteri kadar yalnız kalamadıklarından anlayışsız oluyorlardı."

"Yoksa baştan beri ikimiz de sevişmece oyunu mu oynuyorduk?Gerçek olan içimdeki boşluk mu?Değil! Bir şey var, ama eksile eksile var."