6 Haziran 2015 Cumartesi

BEDRUFİ'NİN NEFESİ


           
" Feylozoflar,pek üzerinde durulmasa da kendi dünyalarını zenginleştirmenin,hayata verdikleri önemin her alanını kurcalamanın ne anlama geldiğini,insana gerekli malzemenin ayrıntılarını çoktan keşfetmişlerdir.Sistemlerin dışladıkları bile tartışmanın içinde yer almayı başarmışlardır."

Cioran'dan :" İnsanların bana vermeyi çok istediklerini küçümseyerek,hor görerek güçlendiriyorum kendimi ve sadece tek bir iyilik istiyorum: onların gözünde hiçbir şey olmamak iyiliğini."

"Yolculuğunu sen yaparsın ama nereye kadar olduğunu kader belirler," der Goethe.

" İlk kez mikrofona geçtiğimde bir şey anlamamıştım da; ama sonra dinlerken irkildim, insanın kendi sesini de bilmediğini anladım."

Hobbes şöyle demişti: " Zihnin tüm neşesi, tüm canlılık,insanın onunla kendini kıyaslayarak yüksek görebileceği bir kimsenin varlığına dayanır."


"Ve ilk kez yaşadıklarımız her zaman şaşkınlığımız, çaresizliğimiz ve  geçmişten beslenemediğimiz anlardır. Onun için yanlış bir olaydan,benzemeyen bir manzaradan yararlanalım derken içinden çıkılmaz durumlara düşebiliriz.Bir anlamda,derinlemesine inersek birçok filozofun hayatının bu serüvenin içinde gizli olduğu görülebilir."

" O elinde sigarası,çayını yudumlarken bir tablonun içinde yer almayı seçti.Kahkası, yaralı gururu eşlik etti hepimize. Yaptığı hiçbir şey kişiliğini sarsmadı, benzemedi başkalarına . Güle güle Müslüm Baba... "

" Bazı kelimelerden, bazı kavramlardan ancak onlardan söz etmeden kurtulabilir sanki insan."

" Ruh, bedenle anlaşır ve susar..."

" İnsan bazen neden bildiği şeyleri herkesin okuyup farklı düşüneceğini sanır ? Neden kendisine başkalarından fazla güvenir? Belki de birilerine yamanmak için yapar bazı şeyleri. Belki de bir kitabı okuduğunda tadına varamaz bir türlü de ondan... Yoksa beyazlığın nasıl farkına varamaz?"

" İnsanın aradığı belki de her zaman güzel bir hikayedir. En acılı gününde sığındığın, konuştuğun ve ruhunu canladıran bir ışık kaynağı.Yağmur birikintilerinin içinde kendini korumuş,çamura dönüşmeden zor kelimelerle de olsa sana sunulmuş sıcak bir hediye.Hayattan bir kopuş ya da yoldan çıkış sırasında ulaşır size. Uykusuz bırakanlar en unutulmaz olanlardır."

" Rilke, mektuplarından birinde şöyle diyor: Anlamak yalnızlıktır çünkü..."

" Kaçamıyor insan, kendine ait sandığı dizelerden. Tek tek dolaşıyor hepsi; usulca giriyorlar rüyalarınıza."

" Birilerine yanlış yaptıklarını müzikle söylemek bile ne kadar yaralıyor bülbülü"

"... Aynı Henry Fielding' in şu deyişi gibi: Sizi yaraladığını bildiğinizden şüphelenen birisine, asla güvenmeyin."

" Her kelimede denize açılıyor sokaklar.Her kelimede sana dokunuyor korkularım.Bir yarış gibi olmasa da sen de varsın... Anlamak zorunda değilsin,dinlemek ve öğrenmek en iyisi..."



2 Haziran 2015 Salı

Mandarinler- SİMONE DE BEAUVOİR



"Bazı şeyleri zamanında feda edersek ileride bize açı vermelerini engellemiş oluruz."sf.44

"Siz de tüm diğer kadınlar gibisiniz.Yıldızlar gökyüzünde sabit kalsın isterseniz,kilometre taşları da yerli yerinde."sf45

"Edebiyat salt insanlar için yaratılmıştır,insanlar edebiyat için değil."sf51

"Çalışıyor durmaksızın birşeyler yapıyor... Haliyle gelecek  onun için geçmişten daha önemli .Yazıyor tabii mutsuzluk başarısızlık ölüm gibi kendi iradesi dışında kalan her şeye kitaplarında yer veriyor.Böylelikle de kendini bunlardan kurtarıyor.Benimse hiçbir tutunacak dalım yok!Yitirdiğimi bir daha asla bulamıyorum;yanlışlıklarımı hiçbir şey unutturamıyor."sf53

"Aptallık yalan haksızlık acı çevreme büyük bir kaos hakimdi.Hele o yıldan yıla haftadan haftaya hiçbir yere varmaksızın yinelenen günler ne büyük bir saçmalıktı yaşamak kırk yıl altmış yıl boşluk içinde yerinde sayarak ölümü beklemek demekti bunun içindir ki bu kadar büyük bir istek ve çabayla çalışıyordum salt kitaplar ve düşüncelerdi ayakta kalabilen.Bana gerçek görünen sadece bunlardı."sf57

"Var olan bir çözüm bir diğerinden iyiyse en uygun olanı o demektir."sf57

"içtenlik hedflenmesi gereken tek özgünlük bu olmalıydı kendine  koyacağı tek kural..."sf64

"Her aklı başında kişinin insanlığı mutlulğa götürecek olan tarihte rolünü gerektiği gibi oynamasıydı.Bu uyuma artık inanmıyorum.Geleceğe artık hakim değiliz ellerimizin arasından kayıp gidiyor ..."sf72

"Yaşamak için kimsenin kimseye gereksinimi yoktur."sf75

"İnsan sürekli olarak korku içinde yaşamayı sürdüremezdi.Yorulurdu en  sonunda..."sf81

"Önemli olan insanın kendisi olabilmesi...Tam anlamıyla kendisi olabilmesi yani ."sf89

"...Yoksulluk burada diğer kentlerdekinden daha mı fazlaydı yoksa insan zamanla acıya karşı katılaşacağına daha mı duyarlı oluyordu ?"sf110

"insan hiçbir şey yapmadğı sürece kendini bir şey sanıyor sonra işin içine girince salt kendi yazdıklarıyla ilgileniyor.Kendini başkalarıyla kıyaslamakla artık vakit kaybetmiyor."sf116

"Var olan beş duyumuzla algıladıklarımızdan öyle çabuk sıkılır ki insan !"sf119

8 Şubat 2015 Pazar

KİNYAS VE KAYRA

"Sosyal devlet dedikleri bana kalırsa Gestapo düzeninden başka bir şey olmayan sistemleri,sokakta biri düştüğünde ambulans gelene kadar,yerde yatanın kendileri olmadığı için şükretmelerinden ibarettir."

"İnsanın beklerken yapabileceklerinin sınırı yoktur.Bazıları devlet başkanı,bazıları sihirbaz,bazıları da deli olur sıkıntıdan.Bense en üstün yaratık olduğumu kanıtlamak için kendime,hiçbir şey yapmadan bekliyorum."

"Bütün  hayatımız boyunca beklediğimiz ve nereden geleceğini bilmediğimiz huzuru arıyoruz.Ve tükenmez huzur arayışımız hayatta kalmamızı sağlıyor."

"Aslında birbirini az tanıyan iki insanın arasındaki nefret ilk defa tanık olduğum bir durum değildi.Bazen tesadüfler böyle gerektirir.Cümlelerin hepsi duyulmaz.Her şey yanlış anlaşılır ve çözülmesi çok zor bir nefret iki adamın arasına gelir ve oturur."

"Deniz,adama kendisini ölümsüz hissettirir.Ve İngiliz kibiri buradan gelir."

"İnsan tercih eder.Öğrenmek ve mantığını çözmek arasında bir tercih yapar.Öğrenen insan her şeyi ezberler.Şarkı sözlerini,kitap isimlerini,büyük düşünürlerin doğum ve ölüm tarihlerini ezberler.Mantığını çözmeye çalışansa hayatın işleyişini kavramaya uğraşır.İsimlerin,tarihlerin bir önemi kalmaz.Birkaç temel bilgi yeter sanatın,hayatın mantığını çözmek için.İkinci gruptakiler hatırlamazlar.Sadece nedenleri bilirler.Ama hatırlamazlar aktörleri."

"Eğer bir önemi olsaydı gittiğim yerlerin,tanıştığım insanların,yaptığım uzun konuşmaların,hepsini teker teker dökerdim önümdeki kağıtlara.Farkım kalmazdı Balzac'tan.Hiçbir farkım kalmazdı Celine'den.Ağır bir dille yazılmış,özenle seçilmiş sıfatlarla dolu tasvirler kalınlığından,üzerlerindeki paçavraların dokumasına kadar her ayrıntıyı anlatırdım.Ama ben doğanın bana emrettiğini yapıyor ve unutuyorum.Bütün fazlalıkları unutuyorum.Şekilleri hatırlamıyor ve önemsemiyorum.Tek önemsediğim ve yazmaya değer bulduğum olayların mantığı.Başka bir şey öğrenmedim ben hayattan..."

"Yaşayarak intihar etmeyi seçenlere yardım edilemez.Bir stil meselesi."

"Kayra,"Ne kadar yalnızsan o kadar uzağa gidersin.Ne kadar terk edersen o kadar ölürsün" demiştik.Hatırlarsın...Seni Abidjan'daki otel odanda gördüğün rüyalardan uyandırdığım için pişman değilim...Ama bil ki, zihnin cehennemindir.Sonsuza kadar yaşayacak.Senin gibi.Öldüğünde ise sen orada olmayacaksın ne yazık ki!"

"Kendimi dinlemeye,duymaya çalıştım saatlerce.Elimden geleni yaptım.Ama hiçbir şey.Tek bir ses,tek bir fısıltı bile gelmedi kulaklarıma.Ne yapmak istediğini bilmemek kadar acı verici bir şey daha yoktur.Ne istediğini bilememek insana verilmiş en yırtıcı işkence  türlerindendir..."

"Mutsuzluğun nedeni başarısızlıktan gelmemeliydi,hele hayal kırıklığı asla gözyaşlarının nedeni olmamalıydı...Neden insanlar bir türlü anlayamıyorlar hayattan hiçbir şey beklememeleri gerektiğini,diye düşündüm."

"İnsanın en büyük hatası kendini seyretmemesidir.O kadar çok ilgilenir ki dekorla!"

"Neden insanlar yazdıklarını başkalarının da okumasını istiyordu? Neden yazdıklarını defalarca okuyup kendilerini daya iyi keşfetmeye çalışmak yerine başkalarının kendilerini keşfetmelerini tercih ediyorlardı?"

"Uyku.İnsana verilmiş tek mucize.Kendinden geçmek.Gözleri kapatıp huzura dalmak. Ve uyanıldığında yeniden başlamak."

"Soyluluk sadece şatolarda yaşamak değildi.İşte buydu.Sormamak!Sadece anlatılmak isteneni dinleyecek kadar meraka sahip olmak."

"Bazen normalliğin,bazı insanlara doğuştan verilmiş bir yetenek olduğunu düşünüyorum.Ve o zamanlar,terlemeye ve üşümeye başlıyorum."

"Kararlı bir ses tonuyla konuşan insanların,sorunlular üzerinde kurabilecekleri etkiler neredeyse sonsuzdur."

"İnsanın tek gerçek özgürlüğü yalnızlığıdır.Ve yalnızlığı küçük düşürense bağımlılıklarıdır."

23 Haziran 2013 Pazar

ALBERT CAMUS-MUTLU ÖLÜM



"Gökten yol alan küçük bir uçağın hafif mırıltısı iniyordu yere.Havanın bu ışıl ışıllığı,göğün bu verimliliği altında,insanların tek ödevi,yaşamak ve mutlu olmak gibi görünüyordu."sf28

"-Yoksulsunuz,Mersault. Bıkkınlığınızın yarısı buna dayanıyor.Öteki yarısıysa yoksulluğu saçma bir biçimde kabul etmenize." sf53

"Yalnız zaman gerekiyor mutlu olmak için.Çok zaman.Mutluluk da uzun bir sabırdır zaten.Ve çoğu kez,para aracılığıyla zaman kazanmak gerekirken,yaşamımızı para kazanarak tüketiyoruz." sf59

"-Öyle bir gün geliyor ki,insan olması gerektiği yerde olmak istiyor.Ama kimi kez yaşamak için,intihar etmekten daha çok cesaret gerektiyor." sf68

"Yaşamak için zaman gerekir.Her sanat yapıtı gibi yaşam da üzerinde düşünmeyi gerektirir." sf85

"İnsan her gün sevincini ele geçirmek zorundaydı." sf95

"İnsan insanın gücünü azaltır.Dünyaysa o gücü dipdiri bırakır." sf96

"Dünya her zaman ancak bir şey söyler:Önce hoşa gider, daha sonra bıktırır.Ama tekrarlar sayesinde başarıya ulaştığı bir an gelir ve direnmesinin ödülünü alır." sf107

"İyi günlerde yaşama güvenmek,onu da iyilikle karşılık vermek zorunda bırakır." sf108

"Gerçekten de dünyaya onun anlayabileceği bir yüz sunmak yeterli.Gerisi tembellik ve korkaklık.Bağımsızlık,ucuzundan birkaç iç dökme sözcüğüyle kazanılır." sf112

"Hiçbir zaman vazgeçme,Catherine.İçinde öyle çok şeye sahipsin ki,hepsinden soylusu da mutluluk duygusu taşıyorsun.Yalnızca bir erkeğin yaşamını bekleme.Onca kadın bunun için yanılıyor.Sen yaşamı bizzat kendinde ara." sf114

"İnan bana,büyük acı yoktur,büyük pişmanlıklar,büyük anılar yoktur.Her şey unutulur,büyük aşklar bile.Yaşamda aynı anda hüznün ve coşkunluğun bulunuşu bundandır.Olayları görmenin ancak belli bir yolu vardır ve zaman zaman ortaya çıkar.İşte bunun içindir ki,yaşamında büyük bir aşka,mutsuz bir tutkuya sahip olmuş olmak yine de iyidir.Bu en azından bizi çökerten nedensiz umutsuzluklar için bir korunmadır." sf118

"Nasıl ki sanatta bir noktada durmayı bilmek gerekir,bir yontuda artık dokunulmaması gereken bir an her zaman gelir ve bu açıdan akılla açıklanamayan bir istenç,öngürünün en incelikli olanaklarından daha çok işe yararsa, bir yaşamı mutluluk içinde tamamlamak için de akılla açıklanamayan küçücük bir şey gerekir.Olmayanlar,onu elde etmeli." sf124

"Daha uzun ya da kısa süre mutlu yaşanmaz.Mutlu olunur!Bir nokta! Ve ölüm de hiçbir şeyi engellemez- o da bir mutluluk kazasıdır bu durumda." sf 132

"Ölme korkusu,insanın içindeki yaşayan şeye olan sınırsız bağlanmayı açıklıyordu." sf146

"Ve ölüm,boş yere susuzluğunu gidermeye çalışan yolcuyu,sonsuzluğa dek sudan yoksun bırakma davranışı gibiydi." sf 146

23 Mayıs 2013 Perşembe

ALBERT CAMUS-YABANCI









"İnsan ne de olsa daima biraz kabahatlidir." sf25

"Benim pijamalarımdan birini giymiş,kollarını sıvamıştı.Gülünce onu yine arzuladım.Biraz sonra, onu seviyor muyum diye sordu.Ona bu sorunun manasız olduğunu söyledim,galiba hayır diye de ekledim.Mahzunlaştı.Ama öğle yemeğini hazırlarken hiç yoktan öylesine güldü ki onu öptüm..."sf38

"Hayatımda bir değişiklik yapmak ilgimi çekmiyor mu diye sordu.Ben de,insanın hiçbir zaman hayatını değiştirmediğini,her hayatın birbirine benzediğini,oradaki hayatımdan şikayetçi olmadığımı söyledim."sf43

"Annemi elbette çok severdim; ama bu bir şey ifade etmezdi  ki.Sağlıklı bütün insanlar,sevdiklerinin ölümünü az çok arzu etmiştir." sf62

"Hiçbir zaman söyleyecek fazla sözüm yoktur,onun için susarım."diye cevap verdim." sf64

"Ben yarım yamalak dinlediğim bir adamı başımdan savmak istedim mi,ona hak veriyormuş gibi yaparım,bu sefer de öyle yaptım."sf66

"Tutukluğumun başlangıcında en zoruma giden şey,kafamda hala özgür adam düşüncelerinin bulunmasıydı.Mesela birdenbire bir plajda olmayı, denize doğru ilerlemeyi istiyordum.Ayaklarımın altında ilk dalgaların seslerini,vücudumun suya girişini ve bundan duyduğumu ferahlığı zihnimden geçirince aniden hapishane duvarlarının nasıl da dar olduğunu hissediveriyordum. Fakat bu ancak birkaç ay sürdü.Sonraları,sadece mahkumlara özgü düşünceler besler oldum.Bahçede yapacağım günlük gezintiyi ya da avukatımın ziyaretini bekliyordum.Zamanımın geri kalan kısmını gayet iyi düzenlemiştim.O zamanlar sık sık şöyle düşündüm; beni kuru bir ağacın gövdesine hapsetseler de başımın üstündeki gök parçasına bakmaktan başka yapacak işim olmasa da yavaş yavaş ona da alışacaktım. Kuşların geçişlerini,bulutların birbirlerine rastlayışlarını bekleyecektim,nitekim burada da avukatımın acayip kravatlarını görmek için,başka bir alemde de Marie"yi kollarımın arasına almak için cumartesiye kadar sabrediyordum.Halbuki iyi düşünülürse kuru bir ağacın gövdesi içinde değildim.Benden daha mutsuz olanlar da vardı.Zaten annem de böyle düşünürdü; sık sık, insanın sonunda her şeye alışacağını tekrarlardı."sf72

"Bir tek gün dışarıda yaşamış olan bir kimse,hiç zahmetsiz yüz sene hapiste kalabilir."sf74

"Hayır, çıkar bir yol yoktu ve kimse hapishanelerdeki akşamların nasıl olduğunu tasavvur edemezdi."sf76

"Annem hep insanın tam anlamıyla mutsuz olamayacağını söylerdi."sf102






17 Mayıs 2013 Cuma

TOMRİS UYAR-YAZA YOLCULUK









"Demek bütün ihtiyar kentlerde en az bir kere yaşabiliyordunuz,düşte ya da gerçekten."sf17

"Alınabilecek her hakkın yüzyıl süreyle ertelendiği bir ülkedeydim."sf18

"Bir ömre bir tek yaşamın az geldiğini bilirseniz,bir yazarsınız."sf21

"Yıllar sonra bakıldığında,irkiliniyor."sf23

"Hep göklerde yaşadım ben.Önceleri paraşütçüydüm,sonra para kazanmak için cam siliciliği yaptım,şimdi de cam-silicisiyim ya.Anlayacağınız,benim işim uçmak.Her anlamda."sf27

"Yeryüzü,iki deniz arasında bir nokta demek,iki kent arasında bir istasyon."sf27

"Her sabah yeni bir güne girebilmek,yaşamaya bir kere daha alışabilmek için yaptığı temrinlerdi:hemen saate bakmak,radyoyu açmak,bir sigara yakmak."sf43

"Tek başına yaşamayı başaran kişilerin bencil olduklarına inanıyorduk nedense,bencil olmak zorunda kaldıklarına."sf76

"Şimdilerde resmi bir kusursuzluk adına gençliğimizi nasıl tükettiğinizi,insan cinselliğini nasıl yok saydığınızı,onun yerine dostluğu nasıl abarttığınızı düşünüyorum da şu topluma bakıp.Gülünç!"sf82

"Sevginin anlamını bilemiyorum artık-o sözcüğü kullanmadan."sf83


23 Ocak 2013 Çarşamba

KAVİM- AHMET ÜMİT



"... Keşke yalan da olsa dünyada adalet diye bir şeyin var olduğuna inanabilseydim ama inanamıyorum çünkü  insan denen bu tuhaf yaratığı kötülüklerden uzak tutacak ne bir güç var ne de bir yasa." s9

"Gerçekler her zaman güzel olmayabilir bazen ne kadar az şey bilirsen o kadar iyidir." s45

"Evgenia böyledir işte.Birini sevdi mi, gülümsemesini,bedenini,ruhunu öylece bırakır ona,birini sevdi mi sonuna kadar inanır hayat acı deneylerle bunu yapmaması gerektiğini defalarca gösterse de insanlara inanmaktan vazgeçmez." s61

"Galiba yaşama en kolay en kestirme anlam bulma yolu bu; yani din belki de güvenliğimizle ilgili bir şey." s117

"Süryaniler bir ulusmuş başkomiserim diye anlatmaya başlıyor Zeynep notlarını kontrol ettikten sonra. Anavatanları Mezopotamya olarak kabul ediliyor. Kimileri, onları Arami olarak da adlandırıyor. Söylencelere göre bu halkın kökleri, ta Nuh peygamber"in oğlu Sam"a kadar uzanıyormuş. Büyük tufandan sonra Nuh Peygamber dünyayı üç oğlu arasında bölüştürmüş. Oğullardan Sam "a da Süryanilerin bugün oturdukları bölgede içinde olmak üzere büyük bir kara parçası vermiş. Sam "da bu toprakların bir bölümünü oğlu Aram" a bırakmış. Kendilerine Arami demelerinin nedeni bu. Aramilerin dini paganlıkmış ancak İsanın havarilerinden Aziz Petrus "un çabalarıyla Aramilerin bir kısmı Hırıstiyanlığı seçince kendilerini, putperest Aramilerden ayırmak için Süryani adını kullanmaya başlamışlar. Kimi kaynaklar ise, Süryani isminin kökenini, Mö 1400-1500 yılları arasında Antakya şehrini kuran, Arami kralı Sürrüse dayandırıyor." s120

"Orontes... yani asi ırmağının eski adı evet burası Orontes..."s127

"... Kadınlar bir erkeği sevince ama gerçekten sevince, tuhaf  bir güç geliyor üzerlerine.Yıkıcı olduğu kadar yapıcı bir güç; o anda sizi öldürebilirler ya da sizin için gözlerini bile kırpmadan ölüme gidebilirler." s336

"Kütüphanenin ahşap kapısından içeri girince, yıllardır duymadığım bir koku karşılıyor bizi. Kağıtlar ile mürekkebin, karton ile tutkalın ,ahşap ile tozun buluşmasından hepsinin yıllanmasından oluşan bir koku. Babam medeniyetin kokusu, derdi buna. Sadece kütüphanelerde duyubileceğimiz bir koku." s371

"Dışarıdaki kalabalığın, gürültünün tersine, kütüphanenin içinde keskin bir sessizlik, derin bir huzur var. Camide ,kilisede, sinagogdaki gibi ama daha aydınlık ,öteki dünyadan çok bugüne ait bir huzur." s371