23 Haziran 2013 Pazar
ALBERT CAMUS-MUTLU ÖLÜM
"Gökten yol alan küçük bir uçağın hafif mırıltısı iniyordu yere.Havanın bu ışıl ışıllığı,göğün bu verimliliği altında,insanların tek ödevi,yaşamak ve mutlu olmak gibi görünüyordu."sf28
"-Yoksulsunuz,Mersault. Bıkkınlığınızın yarısı buna dayanıyor.Öteki yarısıysa yoksulluğu saçma bir biçimde kabul etmenize." sf53
"Yalnız zaman gerekiyor mutlu olmak için.Çok zaman.Mutluluk da uzun bir sabırdır zaten.Ve çoğu kez,para aracılığıyla zaman kazanmak gerekirken,yaşamımızı para kazanarak tüketiyoruz." sf59
"-Öyle bir gün geliyor ki,insan olması gerektiği yerde olmak istiyor.Ama kimi kez yaşamak için,intihar etmekten daha çok cesaret gerektiyor." sf68
"Yaşamak için zaman gerekir.Her sanat yapıtı gibi yaşam da üzerinde düşünmeyi gerektirir." sf85
"İnsan her gün sevincini ele geçirmek zorundaydı." sf95
"İnsan insanın gücünü azaltır.Dünyaysa o gücü dipdiri bırakır." sf96
"Dünya her zaman ancak bir şey söyler:Önce hoşa gider, daha sonra bıktırır.Ama tekrarlar sayesinde başarıya ulaştığı bir an gelir ve direnmesinin ödülünü alır." sf107
"İyi günlerde yaşama güvenmek,onu da iyilikle karşılık vermek zorunda bırakır." sf108
"Gerçekten de dünyaya onun anlayabileceği bir yüz sunmak yeterli.Gerisi tembellik ve korkaklık.Bağımsızlık,ucuzundan birkaç iç dökme sözcüğüyle kazanılır." sf112
"Hiçbir zaman vazgeçme,Catherine.İçinde öyle çok şeye sahipsin ki,hepsinden soylusu da mutluluk duygusu taşıyorsun.Yalnızca bir erkeğin yaşamını bekleme.Onca kadın bunun için yanılıyor.Sen yaşamı bizzat kendinde ara." sf114
"İnan bana,büyük acı yoktur,büyük pişmanlıklar,büyük anılar yoktur.Her şey unutulur,büyük aşklar bile.Yaşamda aynı anda hüznün ve coşkunluğun bulunuşu bundandır.Olayları görmenin ancak belli bir yolu vardır ve zaman zaman ortaya çıkar.İşte bunun içindir ki,yaşamında büyük bir aşka,mutsuz bir tutkuya sahip olmuş olmak yine de iyidir.Bu en azından bizi çökerten nedensiz umutsuzluklar için bir korunmadır." sf118
"Nasıl ki sanatta bir noktada durmayı bilmek gerekir,bir yontuda artık dokunulmaması gereken bir an her zaman gelir ve bu açıdan akılla açıklanamayan bir istenç,öngürünün en incelikli olanaklarından daha çok işe yararsa, bir yaşamı mutluluk içinde tamamlamak için de akılla açıklanamayan küçücük bir şey gerekir.Olmayanlar,onu elde etmeli." sf124
"Daha uzun ya da kısa süre mutlu yaşanmaz.Mutlu olunur!Bir nokta! Ve ölüm de hiçbir şeyi engellemez- o da bir mutluluk kazasıdır bu durumda." sf 132
"Ölme korkusu,insanın içindeki yaşayan şeye olan sınırsız bağlanmayı açıklıyordu." sf146
"Ve ölüm,boş yere susuzluğunu gidermeye çalışan yolcuyu,sonsuzluğa dek sudan yoksun bırakma davranışı gibiydi." sf 146
23 Mayıs 2013 Perşembe
ALBERT CAMUS-YABANCI
"İnsan ne de olsa daima biraz kabahatlidir." sf25
"Benim pijamalarımdan birini giymiş,kollarını sıvamıştı.Gülünce onu yine arzuladım.Biraz sonra, onu seviyor muyum diye sordu.Ona bu sorunun manasız olduğunu söyledim,galiba hayır diye de ekledim.Mahzunlaştı.Ama öğle yemeğini hazırlarken hiç yoktan öylesine güldü ki onu öptüm..."sf38
"Hayatımda bir değişiklik yapmak ilgimi çekmiyor mu diye sordu.Ben de,insanın hiçbir zaman hayatını değiştirmediğini,her hayatın birbirine benzediğini,oradaki hayatımdan şikayetçi olmadığımı söyledim."sf43
"Annemi elbette çok severdim; ama bu bir şey ifade etmezdi ki.Sağlıklı bütün insanlar,sevdiklerinin ölümünü az çok arzu etmiştir." sf62
"Hiçbir zaman söyleyecek fazla sözüm yoktur,onun için susarım."diye cevap verdim." sf64
"Ben yarım yamalak dinlediğim bir adamı başımdan savmak istedim mi,ona hak veriyormuş gibi yaparım,bu sefer de öyle yaptım."sf66
"Tutukluğumun başlangıcında en zoruma giden şey,kafamda hala özgür adam düşüncelerinin bulunmasıydı.Mesela birdenbire bir plajda olmayı, denize doğru ilerlemeyi istiyordum.Ayaklarımın altında ilk dalgaların seslerini,vücudumun suya girişini ve bundan duyduğumu ferahlığı zihnimden geçirince aniden hapishane duvarlarının nasıl da dar olduğunu hissediveriyordum. Fakat bu ancak birkaç ay sürdü.Sonraları,sadece mahkumlara özgü düşünceler besler oldum.Bahçede yapacağım günlük gezintiyi ya da avukatımın ziyaretini bekliyordum.Zamanımın geri kalan kısmını gayet iyi düzenlemiştim.O zamanlar sık sık şöyle düşündüm; beni kuru bir ağacın gövdesine hapsetseler de başımın üstündeki gök parçasına bakmaktan başka yapacak işim olmasa da yavaş yavaş ona da alışacaktım. Kuşların geçişlerini,bulutların birbirlerine rastlayışlarını bekleyecektim,nitekim burada da avukatımın acayip kravatlarını görmek için,başka bir alemde de Marie"yi kollarımın arasına almak için cumartesiye kadar sabrediyordum.Halbuki iyi düşünülürse kuru bir ağacın gövdesi içinde değildim.Benden daha mutsuz olanlar da vardı.Zaten annem de böyle düşünürdü; sık sık, insanın sonunda her şeye alışacağını tekrarlardı."sf72
"Bir tek gün dışarıda yaşamış olan bir kimse,hiç zahmetsiz yüz sene hapiste kalabilir."sf74
"Hayır, çıkar bir yol yoktu ve kimse hapishanelerdeki akşamların nasıl olduğunu tasavvur edemezdi."sf76
"Annem hep insanın tam anlamıyla mutsuz olamayacağını söylerdi."sf102
17 Mayıs 2013 Cuma
TOMRİS UYAR-YAZA YOLCULUK
"Demek bütün ihtiyar kentlerde en az bir kere yaşabiliyordunuz,düşte ya da gerçekten."sf17
"Alınabilecek her hakkın yüzyıl süreyle ertelendiği bir ülkedeydim."sf18
"Bir ömre bir tek yaşamın az geldiğini bilirseniz,bir yazarsınız."sf21
"Yıllar sonra bakıldığında,irkiliniyor."sf23
"Hep göklerde yaşadım ben.Önceleri paraşütçüydüm,sonra para kazanmak için cam siliciliği yaptım,şimdi de cam-silicisiyim ya.Anlayacağınız,benim işim uçmak.Her anlamda."sf27
"Yeryüzü,iki deniz arasında bir nokta demek,iki kent arasında bir istasyon."sf27
"Her sabah yeni bir güne girebilmek,yaşamaya bir kere daha alışabilmek için yaptığı temrinlerdi:hemen saate bakmak,radyoyu açmak,bir sigara yakmak."sf43
"Tek başına yaşamayı başaran kişilerin bencil olduklarına inanıyorduk nedense,bencil olmak zorunda kaldıklarına."sf76
"Şimdilerde resmi bir kusursuzluk adına gençliğimizi nasıl tükettiğinizi,insan cinselliğini nasıl yok saydığınızı,onun yerine dostluğu nasıl abarttığınızı düşünüyorum da şu topluma bakıp.Gülünç!"sf82
"Sevginin anlamını bilemiyorum artık-o sözcüğü kullanmadan."sf83
23 Ocak 2013 Çarşamba
KAVİM- AHMET ÜMİT
"... Keşke yalan da olsa dünyada adalet diye bir şeyin var olduğuna inanabilseydim ama inanamıyorum çünkü insan denen bu tuhaf yaratığı kötülüklerden uzak tutacak ne bir güç var ne de bir yasa." s9
"Gerçekler her zaman güzel olmayabilir bazen ne kadar az şey bilirsen o kadar iyidir." s45
"Evgenia böyledir işte.Birini sevdi mi, gülümsemesini,bedenini,ruhunu öylece bırakır ona,birini sevdi mi sonuna kadar inanır hayat acı deneylerle bunu yapmaması gerektiğini defalarca gösterse de insanlara inanmaktan vazgeçmez." s61
"Galiba yaşama en kolay en kestirme anlam bulma yolu bu; yani din belki de güvenliğimizle ilgili bir şey." s117
"Süryaniler bir ulusmuş başkomiserim diye anlatmaya başlıyor Zeynep notlarını kontrol ettikten sonra. Anavatanları Mezopotamya olarak kabul ediliyor. Kimileri, onları Arami olarak da adlandırıyor. Söylencelere göre bu halkın kökleri, ta Nuh peygamber"in oğlu Sam"a kadar uzanıyormuş. Büyük tufandan sonra Nuh Peygamber dünyayı üç oğlu arasında bölüştürmüş. Oğullardan Sam "a da Süryanilerin bugün oturdukları bölgede içinde olmak üzere büyük bir kara parçası vermiş. Sam "da bu toprakların bir bölümünü oğlu Aram" a bırakmış. Kendilerine Arami demelerinin nedeni bu. Aramilerin dini paganlıkmış ancak İsanın havarilerinden Aziz Petrus "un çabalarıyla Aramilerin bir kısmı Hırıstiyanlığı seçince kendilerini, putperest Aramilerden ayırmak için Süryani adını kullanmaya başlamışlar. Kimi kaynaklar ise, Süryani isminin kökenini, Mö 1400-1500 yılları arasında Antakya şehrini kuran, Arami kralı Sürrüse dayandırıyor." s120
"Orontes... yani asi ırmağının eski adı evet burası Orontes..."s127
"... Kadınlar bir erkeği sevince ama gerçekten sevince, tuhaf bir güç geliyor üzerlerine.Yıkıcı olduğu kadar yapıcı bir güç; o anda sizi öldürebilirler ya da sizin için gözlerini bile kırpmadan ölüme gidebilirler." s336
"Kütüphanenin ahşap kapısından içeri girince, yıllardır duymadığım bir koku karşılıyor bizi. Kağıtlar ile mürekkebin, karton ile tutkalın ,ahşap ile tozun buluşmasından hepsinin yıllanmasından oluşan bir koku. Babam medeniyetin kokusu, derdi buna. Sadece kütüphanelerde duyubileceğimiz bir koku." s371
"Dışarıdaki kalabalığın, gürültünün tersine, kütüphanenin içinde keskin bir sessizlik, derin bir huzur var. Camide ,kilisede, sinagogdaki gibi ama daha aydınlık ,öteki dünyadan çok bugüne ait bir huzur." s371
Kaydol:
Yorumlar (Atom)