"Düşünce -hak ettiğinden daha gurur verici bir addı..."sf 7
"Kurmaca olgulara bağlı kalmadır, olgular ne kadar sahiyse kurmaca da o kadar iyi olur. "sf19
"İyi bir yemek yememişseniz iyi düşünemez,iyi sevemez ,iyi uyuyamazsınız."sf 22
"Hayatın keyifli yanlarının beklenmesi gerek." sf 24
"Bütün bu yüzyıllar boyunca kadınlar, erkeği olduğundan iki kat büyük gösteren bir ayna görevi gördüler , büyülü bir aynaydı bu ve müthiş bir yansıtma gücü vardı.Böyle bir güç olmasaydı dünya bataklık ve balta girmemiş ormanlardan ibaret olurdu.Savaşlarda zafer kazanıldığı duyulmazdı.Hala geyiklerin iskeletleriyle kırık koyun kemiklerinin birbirine sürter,çakmaktaşı verip koyun derisi ya da gelişmemiş zevkimizi hangi basit süs eşyası tatmin edecekse onu alırdık.. Çar ve Kazer ne taç giyerler , ne de tahttan inerlerdi.Uygar toplumlarda hangi işe yararlarsa yarasınlar,bütün şiddet ya da kahramanlık eylemlerinde aynalar gereklidir.İşte bu yüzden Napoleon da Mussolini de kadınların erkeklerden aşağı olduğunda bu kadar ısrarcılardırlar,eğer onlar aşağıda olmasalardı kendileri büyüyemezlerdi. Bu da çoğunlukla kadınların erkeklere gerekli olduğunu kısmen de olsa açıklamaya yarıyor.Ayrıca erkeklerin,kadının eleştirisi karşısında ne kadar tedirgin olduklarını aynı eleştiriyi yapan bir erkeğin varabileceğinden daha fazla acı vermeden erkeği daha çok öfkelendirmeden kadının, bu kitap kötü ,şu resim zayıf filan demesinin nasıl olanaksız olduğunu da açıklamaya yarıyor. Çünkü eğer kadın gerçeği söylemeye başlarsa aynadaki görüntü büzülür; erkek hayata uyum sağlayamaz olur. Kahvaltıda ve akşam yemeğinde kendini olduğundan bir kat daha büyük görmezse hükümler vermeye, vahşileri uygarlaştırmaya ,yasalar koymaya ,kitaplar yazmaya ,süslenip ziyafetlerde nutuk çekmeye nasıl devam eder." sf41
"Kadınlık himaye edilen bir meşguliyet olmaktan çıkınca her şey olabilir, diye düşündüm evimin kapısını açarken." sf46
"Görünüşe göre her iki erkekten birinin elinden şiir ya da sone yazmak gelirken neden hiçbir kadının edebiyatın o olağanüstü türünde tek bir kelime bile yazmadığı bugüne dek yanıtı bulunamamış bir muammadır." sf47
"Evlenecekleri kişiyi seçmek hala üst ve orta tabakadan kadınlara tanınan bir ayrıcalıktı, kocanın kim olduğu tayin edildikten sonra erkek ,kadının sahibi ve efendisi olurdu en azından yasalar ve gelenekler elverdiği kadar." sf48
"Kediler cennete gitmez.Kadınlar Shakespeare in oyunlarını yazamaz." sf 52
"Demek ki on altıncı yüzyılda şairlik yeteneğiyle dünyaya gelen o kadın mutsuz bir kadındı,kendisiyle mücadele eden bir kadındı.Hayatının bütün koşulları ,bütün içgüdüleri,beynin içinde ne varsa serbest bırakmak için ihtiyaç duyulan ruh haline düşmandı." sf57
"Dünya insanlardan şiir, roman ve öykü yazmalarını istemez; bunlara ihtiyacı yoktur."
"İstersen yaz,umurumda değil "demiyordu.Dünya kaba kaba gülerek.Yazmak mı ?diyordu. Yazman ne işe yarıyor." sf 59
"Erkeklerin görüşü öyle büyük yer kaplıyor ki kadından entellektüel bir şey beklenemezdi.Babaları bu görüşleri yüksek sesle okumasa bile her kız bunu kendi kendine okuyabilirdi ;on dokuzuncu yüzyılda bile bunları okuyunca kızların hevesi kırılır , işlerine yansırdı herhalde.Sürekli şunu yapamazsın,bunu beceremezsin türünden iddialara göğüs germek , onlarla baş etmek zorunda olurlardı."sf 60
"...taşın taşla ilişkisi kurmaz biçimi insanın insanla ilişkisi kurar.Bu yüzden bir romana içimizde her türlü zıt ve birbiriyle çelişkili duyguları uyandırır.Hayat,hayat olmayan bir şeyle çelişir.Bu yüzden romanlar konusunda uzlaşmakta zorlanırız,kişisel önyargılarımızın üzerimizdeki etkisi bu yüzden büyüktür." sf78
"Başarı kişiyi çaba göstermeye sevk eder; alışkanlık da başarıyı kolaylaştırır.' Bu bur erkek cümlesidir."sf83
"Erkeği ; basit bir konuşmada bile öyle doğal bir görüş farklılığı ortaya çıkacaktır ki erkeğin içindeki kurumuş fikirler yeniden döllenecektir; kadını, kendisininkinden farklı bir ortamda bir şeyler yaratırken görmek erkeğin yaratıcılığını öylesine hızlandıracaktır ki kısır zihni yavaş yavaş yeniden palan yapmaya başlayacak ve erkek şapkasını başına oturtup kadının yanına gelmeden önce ekik olan cümleyi ya da sahneyi bulacaktır.Her Johnson ın kendi Thrale i vardır, ve bunun gibi nedenler yüzünden o kadına sıkı sıkı sarılır.Thrale İtalyan müzik üstadıyla evlenince Johnson öfkeden ve nefretten deliye döner adeta,sadece Streatham deki güzel akşamları özleyeceği için değil, hayatının ışığı sönmüş gibi olacağı için."sf94
"Ancak kadınların yaratıcılığı erkeklerinkinden çok farklıdır.Asırlar süren çok katı bir disiplin sonunda kazanılmıştır,yerini de hiçbir şey alamaz, bu yüzden eğer engellenirse ya da ziyan edilirse çok yazık olur,diye düşünürüz.Kadınlar erkekler gibi yazsalardı ya da erkekler gibi yaşasalardı,onlar gibi görünselerdi çok yazık olurdu,dünyanın ne kadar geniş ve çeşitli olduğunu düşünürsek,iki cins bile pek yetersiz kaldığına göre sadece tek bir cinsle nasıl idare edebilirdik?" sf 95
"Her şeyden önce kendi ruhunu aydınlatacaksın,bütün derinliklerini ,sığ yüzeylerini ,ruhundaki kibri ve cömertliği;ve sonra kendi güzelliğinin ya da gösterişsizliğinin sana ne ifade ettiğini anlatacaksın ;zemini suni mermer kaplı , giyim malzemesi satılan çarşılarda eczacıların şişelerden sızan hafif kokuların sürekli değişen ve dönen dünyasıyla nasıl bir ilişkin olduğunu söyleyeceksin."sf 97
"Lanet etmek için durursan yolunu kaybedersin deni ona;gülmek için durursan da.Tereddüt edersen ya da beceremezsen işin biter.sadece atlayışı düşün,diye yalvardım ona ,sanki bütün paramı ona yatırmışım gibi; o da kuş gibi tekrarladı dediklerimi,Ama ilkinin ötesinde bir çit daha vardı ,onun da ötesinde bir tane daha."sf102
"İnsanın zihninde kadınla erkek arasında bir işbirliği oluşmalıdır ki yaratıcılık tamamlanabilsin.Zıtlıkların ,evliliği tamamlanmalıdır.Yazarın deneyimlerini size kusursuz bir bütünlük içinde aktardığı duygusunu edinebilmemiz için zihnin tamamı apaçık serilmelidir önümüze.Hem özgürlük olmalıdır hem de huzur.Ne bir tekerlek gıcırdamalı ne de bir ışık parlamadır.Perdeler sımsıkı kapatılmalıdır.Deneyimi tamamlanınca yazar sırtüstü yatmalı ve zihninin düğününü karanlıkta kutlamasına izin vermelidir,diye düşündüm.Bakmamalıdır neler yapıldığını sormamalıdır.Bunun yerine bir gülün yapraklarını yolmalı ya da nehirde sakince yüzen kuğuları seyretmelidir."sf113
bu güzelim post'u da es geçmek olmazdı.
YanıtlaSil"Dünya insanlardan şiir, roman ve öykü yazmalarını istemez; bunlara ihtiyacı yoktur." bu söz üzerinde düşünme gereği duydum ayrıca. gerçekten böyle bir ihtiyaç yok mu, onlar olmasa dünya nasıl bir yer olurdu diye.
bir de s.22 dikkatimi çekti özellikle.