25 Ekim 2012 Perşembe
SÖZCÜKLER- JEAN PAUL SARTRE
"En küçük kız kardeş, Anne Marie ,çocukluğunu bir sandalyenin üzerinde geçirdi. Sıkılmayı ,dimdik oturmayı, dikiş dikmeyi öğrettiler ona. Yetenekleri vardı, ama söz konusu becerileri geliştirmemenin daha doğru olduğunu düşündüler; taptaze bir güzelliği vardı ,ama bunu da sakladılar ondan. Bu orta halli, ama mağrur burjuvalar, güzelliği kendi olanaklarının üzerinde ya da durumlarının altında bulunan bir şey olarak görüyorlardı ;ancak markizler ve fahişelerde bulunabilirdi bu nitelik." sf17
"İyi baba yoktur ve bu bir kuraldır; ama bu kusur yüzünden erkekler değil, çürümüş babalık bağları suçlanmalıdır. Dünyaya çocuk getirmekten daha iyi ne var, ama bazı çocuklara sahip olmak ne büyük haksızlık! Yaşamış olsaydı ,babam boylu boyunca üzerime çökecek ve ezecekti beni." sf20
"Ölmek herşey değildir; zamanında ölmek gerekir." sf21
"Üstbenim yoktu ama, saldırganlığım da yoktu annem bana aitti. hiç kimse ona sakin bir şekilde sahip oluşuma karşı çıkmıyordu; şiddeti de hıncı da bilmiyordum ;kıskançlık denen o zor öğrenilir şey benim için söz konusu değildi; bu duygunun sertliklerine çarpmamıştım; dolayısıyla da gerçekliği, başlangıçta yalnızca neşeli yanlarıyla tanımıştım. Kime ve neye karşı başkaldıracaktım; bir başkasının kaprisi hiçbir zaman benim yasam olma iddiasında bulunmamıştı." sf 26
"Skandaldan çok korkuyordum; insanları şaşırtmak istiyorsam bunu erdemlerimle yapacaktım. Bu kolay zaferler, aslında iyi olduğuma inandırdı beni; övgülerle karşılaşmam için doğal hareket etmem yeterliydi. Kötü istekler ve düşünceler ,dışarıdan gelir benliğime ulaşınca gevşer ve silikleşirdi; ben kötülüğün boy atamayacağı çorak bir topraktım. Rol yaparak erdemliydim ve dolayısıyla kendimi hiç zorlamıyor ve kısatlamıyordum..."
sf 27
"Özgürlüğümü elverişli bir göçüp gitmeye, önemimi de hep beklenen bir ölüme borçluydum." sf 29
"Kuşaklar arası çatışmada çocuklar ve ihtiyarlar çoğunlukla aynı safta yer alırlar: Birinciler kehanetler ileri sürer ,ikinciler de bunların anlamını açıklar. Doğa konuşur ve deneyim söylenenleri anlaşılır hale getirir: Yetişkinlerin yapacağı tek şey de çenelerini kapamaktır." sf 29
"Köpekler sevmesini bilir, insanlardan daha şefkatlidirler, daha sadıktırlar nasıl davranmak gerektiğini bilirler ,iyi olanı saptamak ve iyi kişileri kötülerden ayırt etmek konusunda şaşmaz bir içgüdüleri vardır." sf29
"Eğer insan ancak kendi karşıtıyla tanımlanıyorsa, ben et ve kemik olarak tanımlanamazdım ve eğer sevgi ile nefret aynı madalyonun iki yüzüyse ben hiçbir şeyi ve hiç kimseyi sevmiyordum. Güzel bir şeydi bu: Cünkü aynı zamanda hem sevmeyi, hem de hoşa gitmeyi isteyemezsiniz. Hoşa gitmeyi ve sevmeyi de sevilmeyi de isteyemezsiniz." sf 37
"Her insanın doğal bir yeri vardır; gurur da değer de saptamaz onun yüksekliğini ama çocukluk karar verir her şeye." sf 53
"Edebiyatın seyrelmiş hafif havasını yeniden soluyordum, evren ayaklarımın dibinde uzanıyordu ve tek tek alçakgönüllükle, kendine bir ad verilmesini rica ediyordu; ona bir ad vermek, onu hem yaratmak hem de ona sahip olmaktı. Bu temel yanılsama olmasaydı hiçbir zaman yazı yazmazdım ben." sf 54
"Hoşa gitmeyi seviyordum ve kültür içinde yüzmek istiyordum. Her gün kutsallıkla yeniden dolduruyordum kendimi. Bunu kimi zaman üzerinde durmadan yapıyordum. Yüzükoyun yatıp sayfaları çevirmek yetiyordu ;küçük arkadaşlarımın eserleri çoğunlukla bir dua kitabı gibi işime yarıyordu. Aynı zamanda gerçek bir ciddiyet içinde neşelendiğim ve dehşete kapıldığı da oluyordu kimi zaman da dünyadan başka şey olmayan deli bir balinanın sırtında tehlikeli bir hızla kaçtığım da oluyordu. Varın hesaplayın her halükarda! bakışım işliyordu sözcükleri ;onları sınamak anlamlarının ne olduğuna karar vermek gerekiyordu; kültür komedisi uzun vadede kültürlendiriyordu beni." sf63
"Ücretlerin meziyetlerle orantılı olduğuna inanıyordum ve matmazelin meziyetli bir insan olduğu söyleniyordu bana ;öyleyse niçin o kadar az ücret veriyorlardı ona? Bir meslek sahibi olmak saygın ve onurlu olmak demekti ve insan çalışmaktan mutluluk duyardı; öyleyse hayatından sanki tedavi edilemez bir hastalıkmış gibi niçin söz ediyordu ?Onun şikayetlerini anlattığımda büyükbabam gülmeye başlıyordu. Bir erkeğin kendisine istek duyamayacağı kadar çirkindi bu matmazel. Ama ben gülmüyordum. İnsan önceden mahkum edilmiş olarak doğabilir miydi? Doğabilirse bana yalan söylenmişti demek ki ve dünyanın düzeni hoş görülmesi olanaksız bozuklukları gizliyordu içinde." sf71
"Dünya malı, sahibine ne olduğunu yansıtır; oysa bana ne olmadığımı öğretiyordu; durmuş oturmuş ve sürekli değildim ben; çelik üretimi için gerekli de değildim; kısacası ruhum yoktu benim." sf75
"Her zaman neşelisindir, şarkı söyleyip durusun! Neden şikayet edeceksin ki! İstediğin her şeye sahipsin diyordu. "Haklıydı da, şımartılmış bir çocuk hüzünlü olamazdı; onun bir kral gibi canı sıkılabilirdi yalnızca. Ya da bir köpek gibi ."sf 79
"Dünya mal mülküne hiç sahip olmadığım için, onların üstüne yükselmeye daha da güçlü bir eğilim duyuyordum ve içimi rahatlatan yoksulluğumda, adanmış olduğum şeyi zahmet çekmeden bulacaktım.Mistisizm, yerinden edilmiş kişilere ve fazlalık çocuklara çok uygun düşer." sf 84
"Ama benim sevgili küçüğüm, şu yaşında bu tür kitaplar okursa, büyük olduğu zaman ne yapacak ?"Ben de onları yaşayacağım," demiştim ve bu cevap en eksiksiz ve sürekli başarıyı kazanmıştı." sf 90
"Ayna, uzun süredir bildiğim şeyi öğretmişti bana; ben korkunç derecede doğaldım. Bundan hiçbir zaman sıyıramadım kendimi." sf 92
"Kendimi keşfetmeye başlıyordum artık. Ben neredeyse bir hiçtim ya da içeriksiz bir etkinliktim ,ama bundan fazlası da gerekli değildi. Komediden sıyrılıyordum artık. Henüz çalışmıyordum, ama oyun da oynamıyordum ; yalancı, yalanlarını işleyip ortaya koyarak öz hakikatini buluyordu. Yazıdan doğmuştum ben, bundan öncesi yalnızca aynada bir yansımaydı; ilk romanımdan itibaren bir çocuğun aynalar sarayına girmiş olduğunu bilmiştim. Yazarak varoluşuyordum, büyüklerin elinden kurtuluyordum; ama yalnızca yazmak için ben ve ben dediğim zaman bu sözcük, yazan ben anlamına geliyordu." sf 126
"Dil aracılığıyla dünyayı keşfetmek için, dili uzun zaman dünya olarak kabul etmiştim." sf 150
"Karakter özellikleri küçültür insanı; azaplarla beni şan ve şerefe ulaştıracak yüce bağlanımdan başka hiçbir şeye sadık değildim." sf 153
"Sevmesini bilen için, onun en mahrem tedirginliğiydim, ama bana dokunmak isterse ortadan siliniyor ve kayboluyordum. Hiçbir yerde yoktum ve nihayet kendimdim! Her yerdeydim; insanlığın asalağıydım ve iyiliklerim onu kemiriyor ve yokluğumu sürekli olarak yeniden canlandırmakta yükümlü kılıyordu." sf 160
"İnanç derin olduğu zaman bile tam değildir. Onu her zaman desteklemek ya da en azından ,tahrip etmekten kaçınmak gerekir." sf170
"Bir tek yasam vardı benim: Tırmanmak iddialarımı beslemek ve onların aşırılıklarını maskelemek için, ortaklaşa ve genel yaşantıya başvurdum." sf 192
"Dün olduğu için kötü hareket ettim ve bugünüm üzerine ileri süreceğim sert yargıyı sezinliyorum." sf 194
"Kültür hiçbir şeyi ve hiç kimseyi kurtarmaz ,bir şeyi haklı da çıkarmaz .Ama insanın bir ürünüdür o ve insan ona yansıtır kendini ve onun aracılığıyla ve onda kendini görüp tanır ;bu eleştirel ayna insana imgesini gösterir ancak." sf 206
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
alıntı tercihleri çok güzel; sadece aforizmaya dönük değil, psikolojik tahliller de yer almış ağırlıkla. tanıdık da geldi; daha önce okumuşum gibi. görsel de şahane zaten.
YanıtlaSilnot: bir de şu captcha kodu belası olmasa:)
Aslında çoğunlukla psikolojiyle ilgili konular dikkatimi çekiyor o an kitapta karakterlerin verdiği tepkiler yazarı daha iyi anlamama neden oluyor ya da ne bileyim sezgilerimi güçlendirdiğini hissediyorum ve daha fazlası tabi.:))Görsellerde anlık oluşuyor aslında çok eğleniyorum bir kitap kapağı görseli oluştururken teşekkür ederim:))
YanıtlaSilçok eğlendiğin belli oluyor; çok canlı görseller ortaya çıkmış zira. resme bu kadar ilgi duymasaydım ben de böyle görseller kullanmak isterdim kesinlikle. bu çizgiyi sürdürürsen burası harika bir yer olacak sanırım, benim de sıklıkla uğrayacağım.
YanıtlaSil