2 Ocak 2012 Pazartesi
ŞAHANE HATALAR & HEATHER MCELHATTON
"Kahkahalar ve yumruklaşmalar.Kafeteryanın zeminine saçılan lazanyalar,çöp bidonlarına fırlatılmış geometri kitapları,Sidra Stanislow'un en sonunda tören salonun arkasındaki bidonlara dayanarak bekaretini kaybetmesi.Hademelerin hepsi kafayı bulmuş.Öğretmenler odası tartışmalardan boğulmuş ve yiyecek içecek makineleri boşalmış.Bugün lisenin son günü...
...Üniversiteye gitmeye karar verirseniz,2.Bölüme gidiniz.
Yolculuğa çıkmaya karar verirseniz, 3.bölüme gidiniz.
"Üniversiteye kayıt yaptırdınız ve erkek arkadaşınızla kampüsten birkaç sokak uzakta bir daire kiraladınız.Daire tam anlamıyla berbat.Bölmeleri küflü bir buzdolabınız,düzenli olarak taşan bir tuvaletiniz ve devamlı olarak kedi öldürüyormuş veya gürültülü ses çıkaran bir alt kat komşunuz var.Duvarları koyu renklere boyayarak ve Birinci Rıhtım'dan aldığınız Afrika'da Günbatımı Tablosunu asarak evi yaşanır hale getirmeye çalışıyorsunuz.Şehirli Cinco De mayo görüntüsü yaratmaya çalışıyordunuz ama eviniz daha çok karnaval sırasında kiralanmış tarot falı standına benzedi...
...Okulda işler iyi sayılmaz.Böyle olacağını düşünmemiştiniz.Devamlı olarak katlar arasında kayboluyorsunuz ve her şey çok pahalı.Etrafınızda genel bir telaş var,sanki dümen tutturamadığınız büyük bir nehrin akıntısına kapılmış gibisiniz.Tam bir kaos.Ayrıca branşınızı da seçmeniz gerekiyor.Gelecekte ne olmak istediğinizi nereden bileceksiniz?Kendinizi sanat eğitimine adayıp bu yüzyılın bir sonraki en büyük sanatçısı olabilirsiniz veya kendinizi fen bilimlerine adayıp büyük bir bilim adamı olabilirsiniz.Sahi hangisi olmak istiyorsunuz?
Sanat okumaya karar verirseniz,4.bölüme gidiniz.
Fen bilimlerinde okumaya karar verirseniz,5.bölüme gidiniz."
"Sanat bölümüne kaydoldunuz.Tuhaf bir kabile bunlar.Kulak memelerine tahta parçaları geçirmiş bir çocuk,Maori dövmeli ve cinsel organında piercing taşıyan bir kadın ve raptiyeleri ısıtıp kollarına kabartma solucan şeklinde hiyeroglifler alazlayan bir başka kız var.
Sanat öğrencileri,hukuk ve işletme öğrencilerinin alaylarına maruz kalmama çabası içinde,dayanışma halinde olup birlikte dolaşırlar.Bu nedenle muhtemelen başka nedenlerle de erkek arkadaşınızla iletişiminiz daha da bozuluyor.(o işletme okuyor.Hem sıkıcı hem de utanç verici.)...Sonra bir gün öğleden sonra erkek arkadaşınız eve erken gelip sizi kadife kanepeye yayılmış bir şekilde Thaddeus isimli bir video sanatçısıyla yakalıyor.Bu ilişkinizin sonu oluyor.Onu suçlamıyorsunuz,üzülüyor da sayılmazsınız.
...Thaddeus kızların çalgı telleriyle bağlı bir şekilde ata biner gibi yağlı çelloların üstünde poz verdiği senfoni-seks filmleri çekmeyi seviyor.Ayrıca sevişmelerinizi banda kaydediyor.
...Dönemin ortasında okulda karma sergi açılması gündeme geliyor ve sizin de bir eserinizi sergilemeniz gerekiyor.Şimdi teknik olarak başarılı olduğunuz bir resimle mi yoksa riskli bir resimle mi katılmalısınız?
Riskli resimle katılmak istiyorsanız,8.bölüme gidiniz.
Teknik olarak başarılı resimle katılmak istiyorsanız 9.bölüme gidiniz."
"Riskli bir eserle yarışmaya katıldınız...
Sizin eseriniz o kadar fazla incelenmiyor ve bunun asıl nedeni Thadeus'un eserinin bütün dikkatleri üzerine toplaması:Büyük bir plastik kemanın içine televizyon monitörü gömülmüş ve monitörde ikinizin sevişme görüntüleri döndürülüyor:İnsanlar karlı yeşil monitörün etrafında toplanmış,plastik bardaklardan ucuz şarap yudumlayarak fısıldaşıyor.
Video hızla okula yayılıyor ve kısa sürede neredeyse bütün öğrenciler kopyasını almış gibi görünüyor.Hatta özet görüntülerin bulunduğu bir web sitesi olduğu söylentileri var.O halde yeni rolünüz bu;siz güzel sanatlar fakültesi fahişesi oldunuz.İşin kötüsü kaygılanan bir akran tarafından videonun bir kopyası bilmeleri gerektiği düşüncesiyle postayla ailenize gönderildi...
Okulu bırakacaksanız,16.bölüme gidiniz.
Okulu bırakmayacaksınız,17.bölüme gidiniz."
"Okulu bırakıyorsunuz ve hiç kimse sizin gittiğinize üzülmüyor.Hiç kimse aramıyor,hiç kimse uğramıyor. Anneniz ve babanız neredeyse sizinle konuşmuyor;yemek masasında sessizce oturuyorlar,lokmalarını çiğniyor ve tabaklarına bakıyorlar. Depresyon sıcak kollarıyla size uzanıyor ve uyuyorsunuz.Olimpik bir uykucu haline geliyorsunuz;günde on beş on altı saat uyuyorsunuz...Duş almak büyük bir külfet ve yemek yemek çok yorucu bir iş gibi geliyor.
Sonra anneniz sizi Hyatt'a kongre merkezinin yanındaki merkeze gönderiyor...Sadece çok olumlu bir şey olduğunu düşünmüş ve bir süre evden çıkmanızı sağlayacağı için memnun.
"Herkese göre değil," diyor Guy Moffatt."Sadece sürüdeki güçlüler yanımızda yer alabilir."
Bu cümle katılmak istemenize neden oluyor...
Gençlik merkezine gidecekseniz,32.bölüme gidiniz.
Gençlik merkezine gitmeyecekseniz,33.bölüme gidiniz."
"Merkez kelimesi sizi bir anlamda ürkütüyor.Bunu seveceğiniz sanmıyorsunuz."Bana daha fazla bilgi gönderebilir misiniz?"diye soruyorsunuz ve size hoşnutsuz bir ifadeyle bakıyorlar."Hayır" diyor lider kız.Merkeze gelmeniz gerekiyor."Bu sizin çıkış yolunuz.Kaçırılmalar ve kültler hakkında hiçbir yere gitmeniz gerekmediğini anlamanıza yetecek kadar film izlediniz...."
...
26 Aralık 2011 Pazartesi
AHMET ÜMİT-İSTANBUL HATIRASI
"İnsan istemese bile başkalarıyla karşılaşıyor,başkalarını seviyordu.Başkalarına duyulan sevgi,ölenlere duyulan bağı azaltmamalıydı.Buna evet demenin kendini kandırmak olduğunu biliyordum.Hayat ,canlılara öncelik tanırdı .Ölenlerin görüntüleri,sesleri,kokuları,anıları,izleri ağır ağır silinir giderdi,Acı ama galiba başka yolu da yoktu.İnsan pek de vefalı bir varlık değildi."sf.18
"Küçük Ayasofya, "diye mırıldandı."Eski bir mabettir burası.Çok eski,bin beş yüzyıldan fazla...
...
Aslında kilise olarak yapılmış.Sergios Bakhos Kilisesi.Bu şehri imar eden imparator İustinianos tarafından...Ayasofya'dan on yıl önce.Yapımının da ilginç bir hikayesi var.İmparator İustinianos,düşman saydığı eski İmparator Anastasius'u öldürmek istiyormuş.Ancak bir gece rüyasında Sergios ve Bakhos adındaki azizler girmiş.Ona endişilerinin yersiz olduğunu,suikasttan vazgeçmesini söylemişler.İustinianos da hata yaptığını anlamış,eski imparatoru öldürtmekten vazgeçmiş,Kendisini uyardıkları için de bu iki azize minnet borcu olarak bu kiliseyi yaptırmış.Osmanlı döneminde kilise camiye çevrilmiş.Görünümü Ayasofya'ya benzediğinden adı da Küçük Ayasofya Camii olarak değiştirlmiş..."sf29
"Ay tanrıçası Hekate,kimileri onu Artemis'le özdeşleştirir.Hekate'nin Byzantium'a hep yardım ettiği söylenir.Hatta şöyle bir olay anlatılır:Büyük İskender'in babası II.Filip,Byzantium'u ele geçirmek ister.Ordusunun aysız,yıldızsız,karanlık bir gecede şehrin yakınlarına kadar sokar.Amacı ani bir saldırıyla kenti teslim almaktır.Ama birden gökyüzünde ışıklar patlar,yıldızlar yanar,ortalık gündüz gibi olur.Aynı anda Hekate'nin işaretiyle köpekler de ulumaya başlar.Bütün kent bir anda uyanır ve II.Filip'in ordusunun yaklaşmak ta olduğunu görerek önlem alır ve ay tanrıçası Hekate'nin yardımıyla Byzantium o gece kurtulur."sf39
"Eğer ölünün avucuna koymayı Eski Yunan mitolojisine göre yorumlarsak katilerin Necdet'e iyilik etmeye çalıştığını bile düşünebiliriz.Çünkü mitolojide,ölülerin gözüne ya da bedenlerine bırakılan para,onların yeraltı ülkesindeki Akheron Irmağı'nı rahatça geçmeleri içindi.Kötü biri olan sandalcı Kharon ölü ruhları ırmaktan geçirmek için para alırdı.Bu yüzden ölülerin bedenlerine para bırakılırdı.Sandalcı Kharon,ölünün üzerinde para bulamazsa onları Akheron Irmağı'ndan geçirmez,Böylece ruhlar Yeraltı Tanrısı Hades'in bataklığına saplanır kalırlardı."sf41
"Eski Yunanistan'daki Megara kentinin halkı,savaşlarda yenilmiş ve yoksul düşmüş.Krallar Byzas,Delfi Tapınağı'nın kahinine ne yapmaları gerektiğini sormuş.Kahin de onlara Apollon'un buyruğunu bildirmiş.Gemilerinize binin,denizleri aşın Körler ülkesinin karşısına,yani bugünkü Sarayburnu'na gelmişler."sf.47
"Byzantion üç yanı denizlerle çevrili olduğundan savunmaya da elverişliymiş.Tabii,stratejik önemi de var.Boğaz'dan geçen gemilerden de vergi alıyorlarmış.
Ve balık sürüleri...Kentin başlıca besin kaynağı ...Palamutlar,uskumrular,lüferler...
...Sarayburnu'nun bu olanaklarını göremeyip Asya yakasına yerleştikleri için onlara kör ,köylerini kurdukları yere de Kalkedon demişler"sf47
"Evet şöyle yazıyor: Byzantion ,İsa'dan önce 660 yıllarında kuruluyor.Yedi yüz küsür yıl boyunca bir kent devleri olarak yaşıyor.İsa'dan sonra 73 yılında da Roma'nın Bithynia-Pontus eyaletine bağlanıyor."sf.49
"...Biz şehri savunurken aslında insanlığı savunuyoruz"sf60
"Oysa şehirlerde insanlar gibidir,geçmişlerini unuturlarsa tarihlerinden koparılırlarsa kişiliklerinden de koparılırlar.Hiçbir özellikleri kalmaz.Birbirine benzeyen sıradan insanlar gibi olurlar.Oysa İstanbul sıradan bir şehir değil."sf.90
"Tıpkı ırk.cinsiyet.gibi din de insanları ayrıştıran bir olgu olduğundan ortak payda olarak kabul edilmemeliydi.Hepimizin bir tek ortak özelliği vardı:İnsan olmak .Farklı inançlara ,farklı etnik kökenlere ,farrklı cinsiyetlere ,farklı dünya görüşlerine sahip olsak da hepimiz insandık.Bir başka ortak yönümüz ise İstanbul'du .Hepimiz bu şehirde yaşıyorduk.Camimiz ,cemevimiz ,kilisemiz ,sinagoğumuz bu şehirdeydi.İnsan olmak ve istanbul'da yaşamak işte bizi birleştirecek iki önemli zemin."sf.139
"Ölüm de tıpkı evlilik gibi.doğum gibi yaşamımızı tümüyle değiştiren,hayatın anlamını bir kez daha düşünmeye çağıran olaylardan biridir.Hele bu ölüm,cinayet sonucunda gerçekleşmişse insanın kendisine şunu sorması kaçınılmazdır.Neden?Katilin kurbanı hangi sebeple öldürdüğü değildir sadece meark edilen?Bir insanın başka bir insanı öldürmesi öldürebilmesidir daha çok."sf.155
"Romalılar yedinin kutsal ve uğurlu bir sayı olduğuna inanırlardı.Muhtemelen İyonyalı Pisagor' un mirası.Yedi kritik olayların sayısıdır.Gizemi ve gücü temsil eder.Yedi gün,yedi ay ,yedi yıl...Bu nedenle olsa gerek Konstantin başkentini Roma 'da olduğu gibi yedi tepe üzerine kurdu.Sarayındaki büyük salonun adını Yedi Kandil koymuştu.İmparatoru korumakla görevli Yedi Muhafız Alayı vardı.Bİldiğiniz gibi müslümanlıkta da yedi sayısı önemlidir.Kuran da Mülk suresinde göğün yedi katlı olduğundan söz edilir.Haç sırasında Kabe'nin etrafında yedi kez dönülür.Aslına bakarsanız,bütün birbirlerinin devamıdır Nevzat Bey .Hiç biri ötekinden bağımsız değildir .Şu sultanahmet caminin minarelerindeki inceleğe bakın."sf164
"Şöyle de diyebiliriz:Eğer Sümerler olmasaydı Hititler,Hititler olmasaydı antik Yunan, antik Yunan olmasaydı Roma İmparatorluğu, Roma İmpartorluğu olmasaydı, Osmanlı İmparatorluğu olmazdı.İnsanlığın büyük uygarlığını oluşturan değişik evrelerdir bunlar .Birini çekip alırsanız,anlamsız bir boşluk doğar tarihi tamamlayamazsınız." sf.165
"Sevdiğiniz işi yapmak güzeldir,iyi bilirim bu duyguyu ,çünkü bende istediğim işi yaparak hayatını kazanan o azınlıktan biriyim.Ama bu durumu abartırsanız,yani hayatınızı tümüyle mesleğinizden ibaret sayarsanız ,mutlu olmanız mümkün değildir.İşinizi ne kadar severseniz sevin hayatın öteki alanlarından asla çekilmemeniz gerekir."sf.170
"Evet ruhun yarası hiç kapanmıyor.Beden daha çabuk onarıyor kendini.Kalbin attığı sürece vücut iyileşebilir.Oysa ruhun bir kez darbe aldı mı ,o yara dikiş tutmuyor.Sonuna kadar kendi kendine kanamayı sürdürüyor.Ama öte yandan hayat da devam ediyor.Ben yeniden başlayamam sanırdım.Başka bir kadın olmaz,başka birini sevemem sanırdım.Oluyormuş..."sf.262
"Sofya bilgelik demektir.Yani Ayasofya kutsal bilgelik anlamına geliyor.Bu kilise herhangi bir aziz için yapılmamış.zaten o yüzden Fatih şehri alınınca kilisenin adını değiştirmeden camiye çevirtmiş.Neredeyse bin yıl kilise beş yüz yıl cami olarak kullanılan bu devasa bina cumhuriyetin kurulmasından sonra bizzat Atatürk ün emriyle müzeye dönüştürülmüş."sf326
"Fatih bu kenti gerçekten de yeniden kurmuştur.Çünkü Osmanlılar Konstantinopolise girdiklerinde kent korkunç bir durumdaydı.Fatih tıpkı Konstantin gibi bu yıkılmış talan edilmiş kentten bir pahiyat yaratmak için adeta seferberlik ilan etti.İmparatorluğun her yanından ustalar ve savaş esirleri getirtti...
Her kent en az yüz zanaatçıya ve zengin aileyi Konstantiniyye ye yollamakla görevliydi.Gitmek istemeyen insanlar da oldu tabi ama kimse Fatih in buyruğuna karşı koyamazdı.Büyük bir imar hareketi başlatıldı.Ve Doğu Roma'nın yaşlı yorgun ümitsiz kentinden yepyeni bir osmanlı payitahtı yaratıldı."sf454
5 Aralık 2011 Pazartesi
ÜSTÜN DÖKMEN'LE NEHİRDE - psikodrama sandalıyla yolculuk BİRCAN KIRLANGIÇ ŞİMŞEK
"Nereden nereyenin" neresinde duruyoruz her birimiz ?Durup mola vermeli mi yaşamda ?En azından ne kadar yol aldığımızı görmeli mi gerekli mi bakmak geriye?"sf.9
"Çürükleri ayıklamayı iş edinmiş şehrin,sağlamsa kalanları,meşe palamutlarını misket yapacak düşler aleminin realistlerine."sf.14
"Toplayacak bir uçtan bir ucanın savrulmalarını önlemek için.Toplayıp biriktirecek koleksiyoncu çocuk .Savrulup boşalmasın diye yaşanmışlıklar.Karşı çıkacak selamcı genç ,tüm annelerin aynı renkte sevdiğini söyleyen büyüğüne hürmeten kendini de katacak fener alayına."sf.15
"Bırak da aksın hayat ,sana rağmen değil, seninle birlikte..."
"Dahiler dağınık ortamda çalışır.Etraflarında belli bir dağınıklık olmasından hoşlanırlar.Beethoven da dağınıkmış."sf.19
"Yetenek önemli değil.Kişinin kendi kumaşına uygun bir desen çizmesi önemli."sf.20
"Çocukken derlerdi ki "Başladığını bitireceksin", ben buna katılmıyorum.Beş yüz elli sayfa ,hoşuma gitmedi ,niye bitireyim?Ömrümüz o kadar uzun değil."sf.33
"Ankara dünyanın en güzel şehri değil.Türkiye'nin de en güzel şehri değil belki ama bizim şehrimiz."sf.37
"Öyle adet varmış.Eski Türkçe okuma-yazma farklıdır.okuyabilip yazamayanlar vardır.Yazma ayrı bir beceri.Erkeklerle mektuplaşmasın diye.İyi aile kızları gazete,kitap okusun cahil olmasın;ama yazamasın istenirmiş.Mektup yazabilen makbul değil."sf.51
"Kadın bir şey ister ,erkek onu destekler.Annemle babamın ilişkilerinde beni bugün de çok etkileyen sevgileriydi.Sürekli el ele dolaşırlardı.Sonra yaşları biraz ilerleyince kol kola girip öyle giderlerdi."sf.67
"Ölümsüz olmayacağımızı biliyoruz Yalom kitaplarında güzel anlatır ya motive eden en temel kaynak ölümlü olduğumuzu bilmek varoluşçu psikolojide.Devrim erbil belki onun için resim yapıyor.Öbürü onun için başka bir şey yapıyor.Birisi onun için olimpiyatlarda şampiyon olmak istiyor.Belki gençler ölümsüz olmak için imza atıyor.Tarihi esere imza atarlar ya bir anlamda değer bilmezlik,ama bir anlamda da ölümsüz olma isteği.Ayasofya'da galeri kısmında çok geniş bir korkuluk var.Oraya Vikingler imza atmışlar.Vikingce birşeyler yazılmış.Yazmasa Vikinglerin oraya geldiğini bilemeyecektik.Viking kalmadı dünyada,ama imzası yaşıyor.Battaniye yaşıyor sahibi yok; bornoz yaşıyor sahibi yok.Belkide biriktirmek de böyle bir şey..."sf.94
"Yağda yumurtayı severdim."Yağda yumurta yapayım yersen ,seni çocuk bahçesine götüreyim "dedi.Ben eğer yağda yumurtayı yersem götürmeyeceğinden yüzde yüz emindim.Çünkü büyüklerin kıvırttıklarını o yaşta öğrenmiştim.Der ama yapmazlardı.Büyüklerin küçüklere her dediklerini yapmadıklarını biliyordum."sf.137
"İyinin miktarı çok önemli değil bence olması önemli. Üç tane doğru,bazen bin tane yanlışı götürebilir."sf.138
"Zamanı mekanı kaldırırsak aradan ölüm,kışın ortasında ikinci kış gibi misafir olur bize"sf.139
"Yaşamın keyifleri güzel yemek,güzel müzik,güzel ortam.Güzel araba değil,kıyafet de değil."sf.160
"Yaşam bir oyundur.Yaşamın sürmesini istiyoruz.Rakiplerimizin yaşamasını istiyoruz.Gerçek akıllı firma,benzer alandakilerin hepsini yok edip tek başına kalmaz.Rakiplerden hep üstün olmaya çalışır."sf.165
"Yapabilenler yaparlar ,yapamayanlar öğretirler,öğretmeyi beceremeyenler teftiş eder,denetlerler."sf.185
"Kasise girdikten sonra,çukura girdikten sonra.Çukuruda bildiriyor yalnız girdikten sonra.Bir de çıngırak çalıyor,emin oluyorsunuz o zaman...İnsanlık da böyle ,bu bana ait bir şey,benim keşfim.İnsanlık da tarih de böyle olmadan anlamıyorsun.Çukurun içine girdiğin anda hengameden anlamıyorsun.Çukurdan çıktıktan sonra da bu çıgırak bir süre çalmaya devam ediyor.Allah diyorsun.Ben kasise girdim galiba.Bu toplumlar için de geçerli."sf.258
22 Kasım 2011 Salı
PSİKOanalist JOHN KATZENBACH
"Tehditleri, güvenliğimizi tehlikeye atan şeyler olarak görürüz.Tabancası ya da bıçağı ve cinsel bir saplantısı olan bir adam.Ya da hızlı araba kullanan sarhoş bir sürücü.Veya insanın içini kemiren sinsi bir hastalık,tıpkı karısını öldüren kanser gibi."sf.29
"Öldürülmekten korkarız.Ama daha kötüsü, mahvolmaktan korkarız."sf.29
"Her şey hatırlanacak kadar önemlidir..."sf.41
"Çünkü sır kapısının ne zaman açılıp bilinmeyenleri ortaya çıkaracağını bilemezsin.O yüzden her zaman hazır olman gerekiyor.Algıların açık ve dikkatli olman lazım.Karşındakinin dilinden dökülen her kelimeye ve anlattığı her şeye karşı ihtiyatlı olmalısın değil mi?"sf.41
"Mevcudiyetimizin en büyük lüksü, istediği kadar sefil bir hayatımız olsun,ne kadar yaşayacağımızı bilmemek."sf.81
"İtirazlar artık, kabul edilebilir bir gerçek üzerinde pazarlık tamamlanana kadar,sürekli uyarlandığında hatırlanacak çıkar yalanlarından oluştuğu ihtimalini beraberinde getiriyor."sf.115
"Onun dünyasında birinin veya bir şeyin hakkından gelmek bir zayıflıktı.Hatta belki de bir hastalıktı."sf.118
"Tedavi uygulamak isteyen herkesin tedaviden geçmek zorunda olması psikianalizin merak uayndırıcı bir yönüydü."sf.159
"Bir insanın hayatta tek gerçek seçeneğinin intihar etmek ya da etmemek olduğunu söyleyen Camus değil miy di? Ki bu aynı zamanda varoluşunda nihai sorusudur."sf.175
"Konuşmak yalnızca tedavi eder, eyleme götürmez."sf.178
"Santrançta kazanmak için rakibinden daha önce plan yapmalısın.İleride tek bir hamle şah matı yaratır ve zafer kazandırır."sf.179
"Bence bu dünyada güvene gereğinden fazla değer veriliyor.Ne olursa olsun seni evvela buraya getirmiş olan bana duyduğun güveni terk edecek ne yaptım şu ana kadar?"sf.180
" Herşeyi biz yaratırız ve yarattığımız şey yanlış gittiğinde kendimizi suçlamak yerine hep başkalarını suçlarız."sf.351
"Kötü şairler bile ölümü severler."sf.371
"Psikianalistin dünyasında bir şey olması beklenir ve harekete geçmeden önce her şey anlaşılmaya ve işaretler yorumlanmaya çalışılırdı.Tepki erteleme dünyasıydı.Dinginliğin ve mantığın dünyası."sf.373
"Savaş Sanatı adlı kitapta,Sun-Tzu savaş alanını seçen genaralin önemini anlatır: Bilinmeyen bir yerde konuşlanıp üstünlük kazanmak.Avantaj elde etmek .Gücünü gizlemek.Coğrafyayı bilerek bir çıkar sağlamak."sf.376
"En iyi oynadığınız oyun oynadığınızı farketmediğiniz oyundur."sf.397
"Korku çok garip birşey diye düşündü. İnsan korkusunu farklı yollarla belli eder,ama hiçbiri midenizi ve kalbinizi kesen bıçak ya da hayal gücünüze kattıkları kadar güçlü değildir.Farklı nedenlerden ötürü hayatının büyük bir bölümünü korkarak geçirdiğini düşündü,hiç bitmeyen bir korku ve şüphe sillesi."sf.452
11 Kasım 2011 Cuma
GÜLSE BİRSEL YAZLIK
"Kedi,köpek,yunus gibi hayvanları kötülüklerden korumaya çalışıp,hayvanlar aleminin dana,karides gibi daha tipsiz ve anti-sosyal karakterlerini mideye indirmek,arkadaşlarımıza yaptığımız kıyaktan "yandaş kayırma"dan başka bir şey midir?"sf.26
"Türkler artık mümkün olduğu kadarçok malı,mümkün olduğu kadarçabuk alıp evlerine götürmek için yaşıyorlar.Alışveriş niyeti olmayan bile vitrin bakıp hayal kuruyor.Konsere gidip keman çalmayı ,müzeye gidip ressam olmayı hayal eden pek az.Hayat amaçlarımız genelde bazı ürünleri edinmek üzerine kurulu."sf.43
"Savura savura ,satın ala ala, aynı bu çılgınlığın zirveye çıktığı seksenlerde popüler olan bilgisayar oyunu "pacman" gibi önüne ne gelirse yuta yuta yaşayıp gitti bizim nesil."sf.53
"Sonra biz büyüdük ve kirlendi dünya ya daha gerçekçi ve kaba biçimde ifade etmek gerekirse yeryüzünün içine ettik."sf53
Kaydol:
Yorumlar (Atom)