23 Mayıs 2013 Perşembe
ALBERT CAMUS-YABANCI
"İnsan ne de olsa daima biraz kabahatlidir." sf25
"Benim pijamalarımdan birini giymiş,kollarını sıvamıştı.Gülünce onu yine arzuladım.Biraz sonra, onu seviyor muyum diye sordu.Ona bu sorunun manasız olduğunu söyledim,galiba hayır diye de ekledim.Mahzunlaştı.Ama öğle yemeğini hazırlarken hiç yoktan öylesine güldü ki onu öptüm..."sf38
"Hayatımda bir değişiklik yapmak ilgimi çekmiyor mu diye sordu.Ben de,insanın hiçbir zaman hayatını değiştirmediğini,her hayatın birbirine benzediğini,oradaki hayatımdan şikayetçi olmadığımı söyledim."sf43
"Annemi elbette çok severdim; ama bu bir şey ifade etmezdi ki.Sağlıklı bütün insanlar,sevdiklerinin ölümünü az çok arzu etmiştir." sf62
"Hiçbir zaman söyleyecek fazla sözüm yoktur,onun için susarım."diye cevap verdim." sf64
"Ben yarım yamalak dinlediğim bir adamı başımdan savmak istedim mi,ona hak veriyormuş gibi yaparım,bu sefer de öyle yaptım."sf66
"Tutukluğumun başlangıcında en zoruma giden şey,kafamda hala özgür adam düşüncelerinin bulunmasıydı.Mesela birdenbire bir plajda olmayı, denize doğru ilerlemeyi istiyordum.Ayaklarımın altında ilk dalgaların seslerini,vücudumun suya girişini ve bundan duyduğumu ferahlığı zihnimden geçirince aniden hapishane duvarlarının nasıl da dar olduğunu hissediveriyordum. Fakat bu ancak birkaç ay sürdü.Sonraları,sadece mahkumlara özgü düşünceler besler oldum.Bahçede yapacağım günlük gezintiyi ya da avukatımın ziyaretini bekliyordum.Zamanımın geri kalan kısmını gayet iyi düzenlemiştim.O zamanlar sık sık şöyle düşündüm; beni kuru bir ağacın gövdesine hapsetseler de başımın üstündeki gök parçasına bakmaktan başka yapacak işim olmasa da yavaş yavaş ona da alışacaktım. Kuşların geçişlerini,bulutların birbirlerine rastlayışlarını bekleyecektim,nitekim burada da avukatımın acayip kravatlarını görmek için,başka bir alemde de Marie"yi kollarımın arasına almak için cumartesiye kadar sabrediyordum.Halbuki iyi düşünülürse kuru bir ağacın gövdesi içinde değildim.Benden daha mutsuz olanlar da vardı.Zaten annem de böyle düşünürdü; sık sık, insanın sonunda her şeye alışacağını tekrarlardı."sf72
"Bir tek gün dışarıda yaşamış olan bir kimse,hiç zahmetsiz yüz sene hapiste kalabilir."sf74
"Hayır, çıkar bir yol yoktu ve kimse hapishanelerdeki akşamların nasıl olduğunu tasavvur edemezdi."sf76
"Annem hep insanın tam anlamıyla mutsuz olamayacağını söylerdi."sf102
17 Mayıs 2013 Cuma
TOMRİS UYAR-YAZA YOLCULUK
"Demek bütün ihtiyar kentlerde en az bir kere yaşabiliyordunuz,düşte ya da gerçekten."sf17
"Alınabilecek her hakkın yüzyıl süreyle ertelendiği bir ülkedeydim."sf18
"Bir ömre bir tek yaşamın az geldiğini bilirseniz,bir yazarsınız."sf21
"Yıllar sonra bakıldığında,irkiliniyor."sf23
"Hep göklerde yaşadım ben.Önceleri paraşütçüydüm,sonra para kazanmak için cam siliciliği yaptım,şimdi de cam-silicisiyim ya.Anlayacağınız,benim işim uçmak.Her anlamda."sf27
"Yeryüzü,iki deniz arasında bir nokta demek,iki kent arasında bir istasyon."sf27
"Her sabah yeni bir güne girebilmek,yaşamaya bir kere daha alışabilmek için yaptığı temrinlerdi:hemen saate bakmak,radyoyu açmak,bir sigara yakmak."sf43
"Tek başına yaşamayı başaran kişilerin bencil olduklarına inanıyorduk nedense,bencil olmak zorunda kaldıklarına."sf76
"Şimdilerde resmi bir kusursuzluk adına gençliğimizi nasıl tükettiğinizi,insan cinselliğini nasıl yok saydığınızı,onun yerine dostluğu nasıl abarttığınızı düşünüyorum da şu topluma bakıp.Gülünç!"sf82
"Sevginin anlamını bilemiyorum artık-o sözcüğü kullanmadan."sf83
Kaydol:
Yorumlar (Atom)