26 Aralık 2011 Pazartesi
AHMET ÜMİT-İSTANBUL HATIRASI
"İnsan istemese bile başkalarıyla karşılaşıyor,başkalarını seviyordu.Başkalarına duyulan sevgi,ölenlere duyulan bağı azaltmamalıydı.Buna evet demenin kendini kandırmak olduğunu biliyordum.Hayat ,canlılara öncelik tanırdı .Ölenlerin görüntüleri,sesleri,kokuları,anıları,izleri ağır ağır silinir giderdi,Acı ama galiba başka yolu da yoktu.İnsan pek de vefalı bir varlık değildi."sf.18
"Küçük Ayasofya, "diye mırıldandı."Eski bir mabettir burası.Çok eski,bin beş yüzyıldan fazla...
...
Aslında kilise olarak yapılmış.Sergios Bakhos Kilisesi.Bu şehri imar eden imparator İustinianos tarafından...Ayasofya'dan on yıl önce.Yapımının da ilginç bir hikayesi var.İmparator İustinianos,düşman saydığı eski İmparator Anastasius'u öldürmek istiyormuş.Ancak bir gece rüyasında Sergios ve Bakhos adındaki azizler girmiş.Ona endişilerinin yersiz olduğunu,suikasttan vazgeçmesini söylemişler.İustinianos da hata yaptığını anlamış,eski imparatoru öldürtmekten vazgeçmiş,Kendisini uyardıkları için de bu iki azize minnet borcu olarak bu kiliseyi yaptırmış.Osmanlı döneminde kilise camiye çevrilmiş.Görünümü Ayasofya'ya benzediğinden adı da Küçük Ayasofya Camii olarak değiştirlmiş..."sf29
"Ay tanrıçası Hekate,kimileri onu Artemis'le özdeşleştirir.Hekate'nin Byzantium'a hep yardım ettiği söylenir.Hatta şöyle bir olay anlatılır:Büyük İskender'in babası II.Filip,Byzantium'u ele geçirmek ister.Ordusunun aysız,yıldızsız,karanlık bir gecede şehrin yakınlarına kadar sokar.Amacı ani bir saldırıyla kenti teslim almaktır.Ama birden gökyüzünde ışıklar patlar,yıldızlar yanar,ortalık gündüz gibi olur.Aynı anda Hekate'nin işaretiyle köpekler de ulumaya başlar.Bütün kent bir anda uyanır ve II.Filip'in ordusunun yaklaşmak ta olduğunu görerek önlem alır ve ay tanrıçası Hekate'nin yardımıyla Byzantium o gece kurtulur."sf39
"Eğer ölünün avucuna koymayı Eski Yunan mitolojisine göre yorumlarsak katilerin Necdet'e iyilik etmeye çalıştığını bile düşünebiliriz.Çünkü mitolojide,ölülerin gözüne ya da bedenlerine bırakılan para,onların yeraltı ülkesindeki Akheron Irmağı'nı rahatça geçmeleri içindi.Kötü biri olan sandalcı Kharon ölü ruhları ırmaktan geçirmek için para alırdı.Bu yüzden ölülerin bedenlerine para bırakılırdı.Sandalcı Kharon,ölünün üzerinde para bulamazsa onları Akheron Irmağı'ndan geçirmez,Böylece ruhlar Yeraltı Tanrısı Hades'in bataklığına saplanır kalırlardı."sf41
"Eski Yunanistan'daki Megara kentinin halkı,savaşlarda yenilmiş ve yoksul düşmüş.Krallar Byzas,Delfi Tapınağı'nın kahinine ne yapmaları gerektiğini sormuş.Kahin de onlara Apollon'un buyruğunu bildirmiş.Gemilerinize binin,denizleri aşın Körler ülkesinin karşısına,yani bugünkü Sarayburnu'na gelmişler."sf.47
"Byzantion üç yanı denizlerle çevrili olduğundan savunmaya da elverişliymiş.Tabii,stratejik önemi de var.Boğaz'dan geçen gemilerden de vergi alıyorlarmış.
Ve balık sürüleri...Kentin başlıca besin kaynağı ...Palamutlar,uskumrular,lüferler...
...Sarayburnu'nun bu olanaklarını göremeyip Asya yakasına yerleştikleri için onlara kör ,köylerini kurdukları yere de Kalkedon demişler"sf47
"Evet şöyle yazıyor: Byzantion ,İsa'dan önce 660 yıllarında kuruluyor.Yedi yüz küsür yıl boyunca bir kent devleri olarak yaşıyor.İsa'dan sonra 73 yılında da Roma'nın Bithynia-Pontus eyaletine bağlanıyor."sf.49
"...Biz şehri savunurken aslında insanlığı savunuyoruz"sf60
"Oysa şehirlerde insanlar gibidir,geçmişlerini unuturlarsa tarihlerinden koparılırlarsa kişiliklerinden de koparılırlar.Hiçbir özellikleri kalmaz.Birbirine benzeyen sıradan insanlar gibi olurlar.Oysa İstanbul sıradan bir şehir değil."sf.90
"Tıpkı ırk.cinsiyet.gibi din de insanları ayrıştıran bir olgu olduğundan ortak payda olarak kabul edilmemeliydi.Hepimizin bir tek ortak özelliği vardı:İnsan olmak .Farklı inançlara ,farklı etnik kökenlere ,farrklı cinsiyetlere ,farklı dünya görüşlerine sahip olsak da hepimiz insandık.Bir başka ortak yönümüz ise İstanbul'du .Hepimiz bu şehirde yaşıyorduk.Camimiz ,cemevimiz ,kilisemiz ,sinagoğumuz bu şehirdeydi.İnsan olmak ve istanbul'da yaşamak işte bizi birleştirecek iki önemli zemin."sf.139
"Ölüm de tıpkı evlilik gibi.doğum gibi yaşamımızı tümüyle değiştiren,hayatın anlamını bir kez daha düşünmeye çağıran olaylardan biridir.Hele bu ölüm,cinayet sonucunda gerçekleşmişse insanın kendisine şunu sorması kaçınılmazdır.Neden?Katilin kurbanı hangi sebeple öldürdüğü değildir sadece meark edilen?Bir insanın başka bir insanı öldürmesi öldürebilmesidir daha çok."sf.155
"Romalılar yedinin kutsal ve uğurlu bir sayı olduğuna inanırlardı.Muhtemelen İyonyalı Pisagor' un mirası.Yedi kritik olayların sayısıdır.Gizemi ve gücü temsil eder.Yedi gün,yedi ay ,yedi yıl...Bu nedenle olsa gerek Konstantin başkentini Roma 'da olduğu gibi yedi tepe üzerine kurdu.Sarayındaki büyük salonun adını Yedi Kandil koymuştu.İmparatoru korumakla görevli Yedi Muhafız Alayı vardı.Bİldiğiniz gibi müslümanlıkta da yedi sayısı önemlidir.Kuran da Mülk suresinde göğün yedi katlı olduğundan söz edilir.Haç sırasında Kabe'nin etrafında yedi kez dönülür.Aslına bakarsanız,bütün birbirlerinin devamıdır Nevzat Bey .Hiç biri ötekinden bağımsız değildir .Şu sultanahmet caminin minarelerindeki inceleğe bakın."sf164
"Şöyle de diyebiliriz:Eğer Sümerler olmasaydı Hititler,Hititler olmasaydı antik Yunan, antik Yunan olmasaydı Roma İmparatorluğu, Roma İmpartorluğu olmasaydı, Osmanlı İmparatorluğu olmazdı.İnsanlığın büyük uygarlığını oluşturan değişik evrelerdir bunlar .Birini çekip alırsanız,anlamsız bir boşluk doğar tarihi tamamlayamazsınız." sf.165
"Sevdiğiniz işi yapmak güzeldir,iyi bilirim bu duyguyu ,çünkü bende istediğim işi yaparak hayatını kazanan o azınlıktan biriyim.Ama bu durumu abartırsanız,yani hayatınızı tümüyle mesleğinizden ibaret sayarsanız ,mutlu olmanız mümkün değildir.İşinizi ne kadar severseniz sevin hayatın öteki alanlarından asla çekilmemeniz gerekir."sf.170
"Evet ruhun yarası hiç kapanmıyor.Beden daha çabuk onarıyor kendini.Kalbin attığı sürece vücut iyileşebilir.Oysa ruhun bir kez darbe aldı mı ,o yara dikiş tutmuyor.Sonuna kadar kendi kendine kanamayı sürdürüyor.Ama öte yandan hayat da devam ediyor.Ben yeniden başlayamam sanırdım.Başka bir kadın olmaz,başka birini sevemem sanırdım.Oluyormuş..."sf.262
"Sofya bilgelik demektir.Yani Ayasofya kutsal bilgelik anlamına geliyor.Bu kilise herhangi bir aziz için yapılmamış.zaten o yüzden Fatih şehri alınınca kilisenin adını değiştirmeden camiye çevirtmiş.Neredeyse bin yıl kilise beş yüz yıl cami olarak kullanılan bu devasa bina cumhuriyetin kurulmasından sonra bizzat Atatürk ün emriyle müzeye dönüştürülmüş."sf326
"Fatih bu kenti gerçekten de yeniden kurmuştur.Çünkü Osmanlılar Konstantinopolise girdiklerinde kent korkunç bir durumdaydı.Fatih tıpkı Konstantin gibi bu yıkılmış talan edilmiş kentten bir pahiyat yaratmak için adeta seferberlik ilan etti.İmparatorluğun her yanından ustalar ve savaş esirleri getirtti...
Her kent en az yüz zanaatçıya ve zengin aileyi Konstantiniyye ye yollamakla görevliydi.Gitmek istemeyen insanlar da oldu tabi ama kimse Fatih in buyruğuna karşı koyamazdı.Büyük bir imar hareketi başlatıldı.Ve Doğu Roma'nın yaşlı yorgun ümitsiz kentinden yepyeni bir osmanlı payitahtı yaratıldı."sf454
5 Aralık 2011 Pazartesi
ÜSTÜN DÖKMEN'LE NEHİRDE - psikodrama sandalıyla yolculuk BİRCAN KIRLANGIÇ ŞİMŞEK
"Nereden nereyenin" neresinde duruyoruz her birimiz ?Durup mola vermeli mi yaşamda ?En azından ne kadar yol aldığımızı görmeli mi gerekli mi bakmak geriye?"sf.9
"Çürükleri ayıklamayı iş edinmiş şehrin,sağlamsa kalanları,meşe palamutlarını misket yapacak düşler aleminin realistlerine."sf.14
"Toplayacak bir uçtan bir ucanın savrulmalarını önlemek için.Toplayıp biriktirecek koleksiyoncu çocuk .Savrulup boşalmasın diye yaşanmışlıklar.Karşı çıkacak selamcı genç ,tüm annelerin aynı renkte sevdiğini söyleyen büyüğüne hürmeten kendini de katacak fener alayına."sf.15
"Bırak da aksın hayat ,sana rağmen değil, seninle birlikte..."
"Dahiler dağınık ortamda çalışır.Etraflarında belli bir dağınıklık olmasından hoşlanırlar.Beethoven da dağınıkmış."sf.19
"Yetenek önemli değil.Kişinin kendi kumaşına uygun bir desen çizmesi önemli."sf.20
"Çocukken derlerdi ki "Başladığını bitireceksin", ben buna katılmıyorum.Beş yüz elli sayfa ,hoşuma gitmedi ,niye bitireyim?Ömrümüz o kadar uzun değil."sf.33
"Ankara dünyanın en güzel şehri değil.Türkiye'nin de en güzel şehri değil belki ama bizim şehrimiz."sf.37
"Öyle adet varmış.Eski Türkçe okuma-yazma farklıdır.okuyabilip yazamayanlar vardır.Yazma ayrı bir beceri.Erkeklerle mektuplaşmasın diye.İyi aile kızları gazete,kitap okusun cahil olmasın;ama yazamasın istenirmiş.Mektup yazabilen makbul değil."sf.51
"Kadın bir şey ister ,erkek onu destekler.Annemle babamın ilişkilerinde beni bugün de çok etkileyen sevgileriydi.Sürekli el ele dolaşırlardı.Sonra yaşları biraz ilerleyince kol kola girip öyle giderlerdi."sf.67
"Ölümsüz olmayacağımızı biliyoruz Yalom kitaplarında güzel anlatır ya motive eden en temel kaynak ölümlü olduğumuzu bilmek varoluşçu psikolojide.Devrim erbil belki onun için resim yapıyor.Öbürü onun için başka bir şey yapıyor.Birisi onun için olimpiyatlarda şampiyon olmak istiyor.Belki gençler ölümsüz olmak için imza atıyor.Tarihi esere imza atarlar ya bir anlamda değer bilmezlik,ama bir anlamda da ölümsüz olma isteği.Ayasofya'da galeri kısmında çok geniş bir korkuluk var.Oraya Vikingler imza atmışlar.Vikingce birşeyler yazılmış.Yazmasa Vikinglerin oraya geldiğini bilemeyecektik.Viking kalmadı dünyada,ama imzası yaşıyor.Battaniye yaşıyor sahibi yok; bornoz yaşıyor sahibi yok.Belkide biriktirmek de böyle bir şey..."sf.94
"Yağda yumurtayı severdim."Yağda yumurta yapayım yersen ,seni çocuk bahçesine götüreyim "dedi.Ben eğer yağda yumurtayı yersem götürmeyeceğinden yüzde yüz emindim.Çünkü büyüklerin kıvırttıklarını o yaşta öğrenmiştim.Der ama yapmazlardı.Büyüklerin küçüklere her dediklerini yapmadıklarını biliyordum."sf.137
"İyinin miktarı çok önemli değil bence olması önemli. Üç tane doğru,bazen bin tane yanlışı götürebilir."sf.138
"Zamanı mekanı kaldırırsak aradan ölüm,kışın ortasında ikinci kış gibi misafir olur bize"sf.139
"Yaşamın keyifleri güzel yemek,güzel müzik,güzel ortam.Güzel araba değil,kıyafet de değil."sf.160
"Yaşam bir oyundur.Yaşamın sürmesini istiyoruz.Rakiplerimizin yaşamasını istiyoruz.Gerçek akıllı firma,benzer alandakilerin hepsini yok edip tek başına kalmaz.Rakiplerden hep üstün olmaya çalışır."sf.165
"Yapabilenler yaparlar ,yapamayanlar öğretirler,öğretmeyi beceremeyenler teftiş eder,denetlerler."sf.185
"Kasise girdikten sonra,çukura girdikten sonra.Çukuruda bildiriyor yalnız girdikten sonra.Bir de çıngırak çalıyor,emin oluyorsunuz o zaman...İnsanlık da böyle ,bu bana ait bir şey,benim keşfim.İnsanlık da tarih de böyle olmadan anlamıyorsun.Çukurun içine girdiğin anda hengameden anlamıyorsun.Çukurdan çıktıktan sonra da bu çıgırak bir süre çalmaya devam ediyor.Allah diyorsun.Ben kasise girdim galiba.Bu toplumlar için de geçerli."sf.258
Kaydol:
Yorumlar (Atom)